Her Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesi yapılır oldu bu geyik; Galatasaray yeni oyuncularıyla Saracoğlu'nda. Devran döner , Galatasaray hep olduğu yerde kalır bir şekilde. Saraçoğlu tozu yutmamak avantajdan çok dezavantajdır ya , gazete çalışanları hep Championship Manager mantığıyla düşünür iş başa düşünce. Kadro çok kez değişir ama sonuç değişmez , biz de gideriz 0-0 biten maça seviniriz öyle veya böyle. Konumuz bu değil pek. Arsenal'e süpriz şekilde Şubat'ı gösteren gençler bu haftasonu Old Trafford mabedine çıkıyor. Birçok oyuncu için ilk değil elbet ama Almunia , Clichy , Sagna ve oynarsa Diaby maçtan bir önceki gece eşlerinden şans performansı alacak olanlar. Bakıyorum Davidoff eşliğinde Sun'a , Guardian'a , sesi soluğu çıkmıyor adamların. 3F mantığıyla paşa paşa almalıyız maçı orada , ama orası 75.000 doluyor rahat..
14 Şubat 2008 Perşembe
Saracoğlu - Old Trafford
Sorunun Sorunu
Konuya dönelim.. Fotomaç'ın başlığı yine kıvamındaydı bugün , bir o kadar da keyifli: " Fenerbahçelilere Sevgililer Günü hediyesi! Julio Baptista Haziran'da İstanbul'da!" Detaylarda geçen 12 milyonla pek de imkansız değildi haber de bombayı sona saklamış bu sefer de Fotomaç -meğerse-: "Sorun çıkması halinde ilk aday Ronaldo!". Köşeye sıkıştırdıkları adam Ronaldo , güzel adam , bitmek tükenmek bilmeyen bir sevda. Yamukluk nerede peki? O Ronaldo ki geçtiğimiz gün aldı sonunda o sorunlu dizini eline. Yeşil sahalara gönderdi Sevgililer Günü öpücüğünü , Fotomaç'ınki eksik kaldı.. Bir de şu aşağıdaki dallama gibi kendini sakatlamak için sekiz olanları var ki buna atalarımız "beynin g.tüne mi kaçtı" diyor.. 
Önce Birkaç Not..
# Hayatım boyunca bir tek dedemin babasını görmüştüm ölürken. Çok küçüktüm o zamanlar , ölümün gerçekten ne anlama geldiğinden habersiz. Onca acının , onca gözyaşı , onca emek niye bilmezdim. Şimdi babanem ölüyor gözlerimin önünde. Onunkisi en kötüsü , bizimkisi de. Yavaş ve acılı. Siyah ve beyaz kadar zıt ve hava değişimi kadar dengesiz. En son bilinci tamamen kapandı bugün , duymamaya , görmemeye ve konuşamamaya başladı. Belki de ölüm hakikaten anlamsız , sadece bazen ödüm kopuyor.
# Sonunda dönebildim İstanbul'a , düzenimin başına. Çok ihmal ettim burayı ama açıkçası , pek aklıma gelmedi son zamanlarda , geldiğinde de bir kenara ittim sırası gelir diye. Bir anda dönemem herhalde eski düzenime ama insanın tamamen olmasa da kendisini bilmesi fena bir şey değil. Birkaç güne açılırım. -sağlık sorunlarından ötürü yeni bir İzmir seyahati gözükmezse tabi-
# Bu arada çok da kopamadım futboldan. Fenerbahçe Oftaş'ı dağlarken , Kayseri bileğinin hakkıyla Beşiktaş'ı devirirken , Galatasaray Manisa'yı 6'larken , Capel Valdes'i üzerken , Madrid Valladolid'i 7'lerken , Almeria'dan da tokadı yerken ekran başındaydım , fazlası olabilir , eksiği yok.
# Yıllardır aradığım Kayıp Çocuklar Şehri'ni (Le Cité Des Enfants Perdus) sonunda buldum ama onun yerine kelek gibi The Living And The Dead'i izledim , beğenmedim. Ulak fena film değil , I Am Legend vasat.
# Bir blog daha açtım , çizimlerimi koymak amaçlı , portfolio niyetine. Adresi burada..
Uzun Bir Aranın Ardından Dostlar..
Gönderen
cogito
zaman:
23:00
2
yorum
Etiketler: nedenleri daha sonra
30 Ocak 2008 Çarşamba
Mohamed Sissoko
Eski sevgililer tekrar buluştu. Sissoko takıntılı Claudio Ranieri , 8.2 milyon poundluk kazık bir bilet almış Liverpool - Torino arasına. Giren miktar gayet lüks de , gelen oyuncu pek değil işte. Her uzun bacaklı sırma boylu Vieira olamıyor işte. Sissoko bu rezil piyasasıyla bu parayı vereceğine , üstüne 2-3 daha ekleyip hakikisini al şunun işte. Yaşlanmış bir Vieira bile Sissoko'yu her türlü cebinden çıkarır. Sissoko da içinden "Angut Rani" diyordur herhalde fotoğraftaki gibi..
Massimo Moratti ve Inter
Bir fair-play ödülü kaç kupa eder? Yönetici gözüyle çeksen efkarlı soru. Ancak taraftar gözüyle bakıyorsan eğer amacın sahaya girip çalmak olacak platformdaki kupayı , kanlı canlı olacaksın bir şekilde. Aşacaksın polisini de köpeğini de , kaptanınla yanyana öpeceksin o altın kaplama kupayı , emip sindireceksin nüfuza. Bunun ebedi yolunun da para ve bu parayı iyi yönetmekten geçtiğini bileceksin. "Hakemler hakkında konuşmak istemiyorum ama.." diye başladığın her cümle senin aleyhinedir , kanmayacaksın ve Moratti'ye bakacaksın , keşke diyeceksin. Her şey bir yana , onca yıllık dalganın sonunda yenilmez armadayı yarattı küçük Moratti , bol topraklı babasının ardından. Mancini destekli güzel kadro , güzel futbol ve iyi sonucu tarifesini Floransa , Moskova dinlemeden uyguladılar herkese , bir tek Kadıköy'de yandı ciğerleri. Sonuç şu ana kadar firesiz geçen bir sezon.Uzun lafın kısası şudur; Moratti gibi elini cebine atmasını bil ama onun kadar da aptal olma!..
Mathieu Flamini
Sakat Oyuncu Almak
"Hissettin mi?" sorusu suratına tokat gibi çarptığında "Neyi?" diye sorarsan , verilecek en güzel cevaplardandır yukarıdaki başlık , destinasyon ise müzmin sakatlar tabi. Lincoln geldiğinde Kazım Kanatlardan geçilmemişti meydan , tek hakikat en azından geçen vakitte ödenen büyük meblanın geri dönüşünde alınamayan verimdir. Avrupa'da yok mu böylesi? Var tabi , 2 tanesi de aynı karede. Soldaki Jonathan Woodgate , şu ana kadar onun servislerine harcanan toplam para 37.4 milyon pound! Son transferi birkaç günlük henüz , yeni arması Tottenham ancak hala sakat! En sağdakini ise malumunuz , Liverpool'dan ayrılmayıp yalnız yürümeyecekti. Ona Madrid'i itelemek olmaz tabi pek , olan Newcastle'a oldu. Toons'un büyük umutlar operasyonu altında Owen'a döktüğü para 15 milyon pound'un üzerinde , alınan verim 15.000 pound'luk Alp Ergin ile bir. Ha ortadaki n'apıyor diye soracak olursanız Victoria ile ikizleri olsun diye yine 90 derece duruyorlardır Beverly Hills'in pamuk yataklarında. Geliri ise Woodgate ve Owen'ın toplamının var bir 20-25 katı..
26 Ocak 2008 Cumartesi
Öylesine Notlar
# Bazen pozitif olmak zorundasın. Hayat her zaman Beşiktaş'a ps'ye git , Nevizade'ye içmeye git akşama da eve dön resmini çizle gitmiyor işte. Şu son iki haftada öyle bir yoğunluk yaşadım ki , başımı kaldırıp da çevremde olup bitene bakamadım. İlk kez Tottenham'dan fark yemişiz koymadı , Oftaş bize 3 geçirmiş umrumda olmadı..
# Bir insan her zaman neşeli olabilir mi? Bu gayet doğal durumu karşı cinse de belirttiğinde karşılaşılan tepki neden über anormal olur? Hatta neden üstüne inat yapılır? Yoksa sadece 'period' dediğimiz olay biz erkeklerin düşünebileceğinden de kötü müdür?.. Yıllar geçse de alışamayacağım..
# Bunca yoğunluk arasında en büyük aşkım çizgiromanlarımı ihmal etmedim sadece. İzmir'e getirdiklerimi yaladım yuttum , şimdi de siparişleri bekliyorum. Yeditepeli şehre dönüşümde de alacağım bir ton çizgiroman beni bekliyor. Savage Dragon ve Girls'ü herkese öneririm. Plasem ise Walking Dead..
# Heath Ledger da gitti. Nicholson pişmiş pişmiş "I warned him" desin , öldüğünden ötürü present perfect kullanamasın..
# Beto ülkemize gelmesin. Rakipten de olsa , topluma yeni 8-0'lar yaşatılmasın.
# Ads Of The World çok güzel bir site. Her gün girip bakılası. Ordan burdan toplanan onlarca yeni reklam , sürekli güncellenecek şekilde..
# Artık eski randımanıma dönüyorum , yazıyorum..
Mehmet Batdal
Mehmet Batdal'ı çok yakından tanıyan bir dostum vardı , anlattığına göre mahalle maçlarında paso İlhan Mansız hareketi yaparmış , bir de yoyo hareketi -o da neyse artık-. Neyse , 1.95 boyundaki Batdal'ın isteyeni çoktu 1 sene öncesine kadar. En son Bucaspor başkanının kahvede king yoldaşlarına fısıldadığı üzere Galatasaray'la anlaşmışlardı 400 bin kağıda. Dolar mı Euro mu hiçbir zaman öğrenemedim , Buca'daki kahve bu sonuçta , kaynağım da öyle böyle gizli değil , eniştenin ta kendisi. O dönem transferi tam gerçekleşecekken bacağını eline almıştı Batdal , transferi de yatmıştı. 10 gollü giriş yaptığı bu sezonda hafızalarımız tazelendi. Bugün gazeteleri okurken gördüm , ümit milliden eski hocası Ünal Karaman onu Konya'ya getirmek istiyor. Gelirse güzel sinerji yakalanırsa , ileride de çekirdek çıtlata çıtlata üç büyük kapışması izleriz televizyonlarımızdan. O da gider bir takıma , gösterir bize yoyo hareketinin ne olduğunu!..
Haftasonu Futbol Yayın Akışı
Ersen'e Kardeş
İlla ki Arjantin'den adam alacaksan , kalitelisini alacaksın , bunu öğrendi bizim ülke birkaç seneden beri. Ali Osman Renklibay gibi genetik peşinde koşarken biz , Avrupalı Higuain'ini de aldı , Gago'sunu da. Son olay ise bizim açımızdan bir ilginç oldu. Marco Ruben , 7 milyon dolara önce Nihat'lı Villarreal'e geçti. Çayın tadını beğenmemiş olsa gerek ki , 48 saat dolmadan da Ersen'li Huelva'ya yatay geçiş yaptı. Ersen , abi ben 2 hafta sonra Barça'yla oynayacağım diyordu ekranlarda , Ruben bu yolda taş görevi görür mü?..
23 Ocak 2008 Çarşamba
Derbi ve Elde Kalan Bir Burun
Bu aralar finaLsal , yolculuksal ve babaannemin son günlerini geçirmesinden ötürü ekran başından oldukça uzaktaydım , dolayısıyla blog ile eskisi gibi ilgilenemedim. Bu sorunlar ortadan kalkana kadar da , son günlerdeki randımanımda yazabileceğim ne yazık ki. Blogu takip eden , seven , sevmeyen , sayan , saymayan herkesten af diliyorum. Elde avuçta ekran başında durabildiğim şu 15 dakikada tek bakabildiğim haber bu oldu. Ultra-rakip Tottenham'a 5-1 yenildiğimiz maçta (bunu bile yeni öğrenebildim) , Adebayor , Bendtner'in burnunun enlem ve boylamını değiştirmiş. Gallas girmiş devreye , türk usulü ikisi de hesap verecekler diyorlar. Oynamaz böylece Adebayor birkaç maç , biz de gönül rahatlığıyla Eduardo'yu izleriz..
21 Ocak 2008 Pazartesi
Afrika Uluslar Kupası - 1.Gün
Fifa götünden turnuvalar uydurup dursun , Afrika Kupası'na da laf atmasın. Her sene olay olan ve artık sidik tadı vermeye başlayan turnuva başladı dün gece. Turnuvanın ilk maçında Gana Gine'ye çaktı. Bir taraftaki Essien , Muntari , Gyan , Addo , diğer yandaki Bangoura'ya , Balde'ye ağır bastı. Gine'de bizim ligden tanıdık Vestel'li Kalabane ve anti-çarşıcı Youla var. Adamlara dalmaktan golleri unutuyordum. Udinese'li yıldız Gyan ve Premier lig çocuğu Sully Muntari Gana'yı galibiyete taşıyan isimler. Gine'nin teselli sayısı ise Vestel'li çocuktan. Şu anda grubun diğer maçı oynanıyor. O da az sonra geliyor ama önce İbrahim Şahin..
Gönderen
cogito
zaman:
17:36
0
yorum
Etiketler: afrika uluslar kupası 2008
Sirk Gibi Takım Ama..
Hoffenheim , Almanya'nın 10 milyon nüfuslu Baden-Württemberg eyaletinin , 35.000 nüfuslu Sinsheim kasabasının ufak bir mahallesinin takımı. "Banane -lan?" demeyin , devam edelim. Göt kadar mahallenin transfere harcadığı toplam para 18 milyon euro bu sene. Bulundukları lige ağır kaçanlardan yani. Chinadu "Edu" Ogbuke var mesela , Arsenal ve Liverpool isterken Almanya'nın yeşil asfaltlarını tercih etti sezon başında , maliyeti 5 milyon euro , Lincoln'le aynı yani. Brezilya 20 yaş altı takımından bile Carlos Eduardo diye de bir topçuları var ki , gözdeydi bu çocuk. Zaten herkesin ordan burdan mıncıkladığı adamı 2 avuç fındığa alamıyorsun , ona giden para da bir 7 milyon(cuk).. Per Nilsson ve Ibisevic gibi iki tane kendi milli takımlarında oynayan oyuncuları da duruyor hali hazırda. Bakıyorsun lige bunca harcanan paraya takım ilk 6'da değil. "Ee , mutluluk parayla değil" edebiyatına oldum olalı kılım , kapalı beyin koridorları yüzünden derine giremeyen adamın en kolay kaçış yoludur bu cümle. Biri Nijerya'lı , diğeri Brezilyalı , diğerleri de İsveçli , Bosnalı , Senegal'li , Türk , Çek olan takımdan ne beklersin ki? Futbolun dili de bir yere kadar demiştik , yine diyoruz. Bir yandan da; Toplam taraftar sayımız şu kadar diye sidik yatıştıran 'büyüklerimiz' vereceği 3-5 kuruşun hesabını yaparken , Alman 2.lig klübünün bu sezon salt bonservise harcadığı rakam Galatasaray ve Beşiktaş toplamıyla bir. Anlama yamukluğu yaşamayın diye diyorum , derdim "niye harcamıyorsunuz" değil -şartlar aynı değil zaten- , "birazcık gözünüzü açın".. Bu takımı yazmak nereden çıktı derseniz de , Basel'e çakmış hayvanlar 3 gollü. Gollerden biri Edu , diğeri Eduardı , diğeri de 'bizim çocuk' Selim Teber..
19 Ocak 2008 Cumartesi
Sao Paolo'lu Adriano
Yeniden doğma serüveni futbolun bir klişesi ve getirisi istesek de istemesek de , Sergen'in de futbol dünyasına attığı en güzel tokattır bu ikinci bahar durumları. Aradan bir iki tane sap çıkıyor en büyüklerinden bile. Bosnich'i ve Mutu'su aynı takımda mimlenmişlerdi mesela 'uçmaktan' , kokoyu çekip maça çıkmanın sonucudur koca 40 maçta atılan 10 gol. İngiltere'den istesen çok çıkarırsın. İtalya'nın 'lekelisi' de Adriano , içkili sigaralı kolleksiyonuna alkollu araç kullanmayı da eklemişti geçtiğimiz günlerde. Nezarethaneden çıkıp maça gelen Adriano , başlangıcı 2 golle yapmış. Sonuç ise başa dönüş; "Sorunlarımdan sıyrıldım , yeni bir Adriano göreceksiniz". Golü atmak için topa vurmak gerek , başka başka şeylere değil..
Torino F.C. '40
Fotoğraf Torino FC'nin Avrupa ve İtalya'yı kasıp kavurduğu , çocuğu koyduğu zamanlardan. 'Grande Torino' , savaşın içerisindeki İtalya'da berberdeki amerikan traşlı çocuğun bile tuttuğu bir takım o zamanlar. Tanrı'nın eli mı dersin , pilotlara o zamanlar bu kadar ayrıntılı test yapılmıyormuş diye mi sallarsın bilmem de , futbol tarihinin en trajik olaylarından biriyle kırılıyor Mussolini destekli Torino'nun kolu kanadı. Benfica'ya maça giderken dağa çarpan Torino takım uçağı , üstteki futbolculardan ne oturanları bırakıyor ne de arka sıradakileri. Bize de elde tutulan deri top kalıyor sadece..
Frederico Chaves Guedes
Uluslarası platformlarda ülkemiz takımlarına attıkları golle hayatı -kendileri bile farkında olmadan- değişen futbolcular vardır , topu 90'a asıp sağ ceplerinde türk klüplerinden garanti bir kontrat taşırlar. Basinas çakar 30 metreden , her sezon başı/devre arası üç büyüklerimize teker teker yakıştırılır , Nilmar bu kıtadan elini ayağını çekmesine rağmen gündemden zorlasan da düşmez , keza Fred de. Sahte piyasadır bunlar , ne ülkemize ilk kez bir yunan gelir , ne de Fred İstanbul'a gelip imzayı basar. Fransızlar pek beğenmiyor Fred'i , 2 sezondur alttan alta klüp arıyorlar Brezilyalı'ya. Tottenham , Le Guen'in harabesi PSG ve Fenerbahçe (!) çok istediler Fred'i bu kış döneminde. Güzel bir kontratı var Lyon'da , o da takımda kaldı bir şekilde. Peki Fenerbahçe , Fred'e de ülkemize çektiği oyunculara yap(mak zorunda olduğu)tığı gibi Fred'e de 2-3 milyon euro'dan başlayan bir kontratla gelseydi şimdiye İstanbul'da olmaz mıydı Brezilyalı? Demek ki neymiş , libidondan sallayarak gazeteci olunmuyormuş.. Fred , Santra'ya konu olur mu?
Diarra'nın Psikolojisi
İbrahim Akın bunca sene konuşuldu ülke topraklarında. Yetenekleriyle değil de özel yaşantısıyla , beyninin içerisinde dönüp dolaşan futbolla örtüşmeyen takıntılarıyla gündem oldu hep. Bir 'mental yeterlilik'tir konuşulur gider , sakız olmuştur ağızda. Bir oyuncunun kafası futbola 'pek basmıyorsa' eğer , o oyuncunun şansı pek yok şu kurtlar sofrasında (of , bütün sevmediğim deyimleri kullandım şu 4 cümlede). Lassana Diarra da bunlardan biri benim gözümde. Chelsea ve Arsenal gibi 2 büyük klüpte oynuyorsun , ortasahada değil de sağ bekte görev aldığından yakınıyorsun , Portsmouth'a gidince de (ki bu Diarra'nın son 3 sezondaki 4.klübü) "Büyük takımlara transfer olmak için geldim" diyorsun. Zeka bunun neresinde? Götünde işte. Peki yeni bir Anelka doğuyor diyebilir miyiz Sayın Şengül?..
17 Ocak 2008 Perşembe
Yeni Yayın İhalesi
Federasyon , Digiturk'un sözleşmesini 2010'a kaydırınca tartışmalar başlamıştı. Özellikle D-Smart tabanlı eleştriler bugün federasyon binasında yapılan oylamada çıkan o kararın sebeplerinden sadece biriydi. D-Smart , haberi dün bütün yayın organlarına girdiği üzere naklen yayın haklarını genişletiyor , bu da her takımın televizyon gelirinin şu an kazandığının 2 katı olacağına işaret ediyor. Bu çok olumlu bir gelişme ancak kritik kısmı şu. Bu anlaşma -bugün gazetelerde yazıldığı gibi- yurtdışındaki yıldızları ligimize , özellikle de -artık- anadolu klüplerimize de çekmeye yetmeyecek. Aksine şahsi kanaatim , güçlüyle güçsüz arasındaki farkı daha da belirgin hale getireceği yönünde. Anadolu klüplerinden bu anlaşmadan maksimum çıkarı artık mevcut oyuncularının maaşlarını ve primlerini eksiksiz ödemek ve bunun getirisi olarak daha fazla borca girmemek olacaktır. Daha fazlası değil , yıldızı alan satan belli. Mesela yukarıdaki fotoğraftaki görüntü hiçbir zaman oluşmayacak. Şu an boşta bulunan bir Vogel'i(fotoğraftaki şahıs) -sallıyorum- bir İstanbul Belediyespor nasıl çeker? Çekemez.. Şu düşünceden artık sıyrılmamız gerektiği kanaatindeyim; Türkiye Süper Ligi hiçbir zaman bir İngiltere , bir İtalya , bir İspanya ligi gibi olmayacak. Bu konunun içeriğine sahip Wenger'in güzel bir lafı var; "Hemen yarın homojen devletler oluşturamayacığımıza göre ligler arasındaki farklar her daim olacaktır".. Hani ayağını yorganına göre uzat derler ya , aynen öyle işte. Bu arada paint'le montaj maksimum bu kadar oluyor , Kerim Zengin'den özür diliyorum..
Mourinho ve Çocukları
Hoca-oyuncu ilişkisi nasıl olmalı sorusuna en güzel cevap Mourinho'dur aslında. E bu kadar yıldızı hep birarada nasıl adam edersin zaten , o da Londra'daki herkesin kanına girdi bir şekilde. Girdiğinde bitmiyor her şey işte , biri eksik kaldığında sorunlar boy gösteriyor. Mourinho , Poretkiz'e first class uçak bileti aldı alalı Chelsea'de bir huzursuzluk var. Drogba daha ilk günden Haziran'ı görmüştü , Lampard kalmak adına naz yapıyordu , Terry de biraz bozuktu ya klüp binasındakilere kaptan olduğundan volümü açmamıştı fazla , mute takılıyordu. Özellikle Drogba , golleri atarken bile bir gözü hep dışarıdaydı Fildişilinin. "Barcelona'da oynamak istiyorum. Eto'o kankamdır." demiş bugün. Menajeriyle küsler mi bilmem , kendi kendini pazarlamaya başlamış Drogba. Elbet üzüleni olacaktır Londra'da ama Anelka'yı almak ona bir şekilde git demekti zaten. Şimdi hayalgücümüzü kullanalım. Bu sezon sonu muhtemelen kupa göremeyecek bir Barcelona , Rijkaard'ı kovup Mourinho'yu takımın başına getirir mi? Portekizlinin de isteği üzerine parayı basıp , kelepir fiyata Drogba-Lampard ikilisini alıp muhtemeşem 3'lüyü tamamlar mı?.. O zaman piyasada ne Calderon kalır , ne de Mijatovic işte..
Madrid'in Doyumsuzları
Real Madrid , ülkesinde ve Avrupa'da eskisi gibi dominantları oynamadı oynamayalı istikrar denen şey unutuldu şu takımda. Belini doğrultacakları kesin hamleyi yapamadılar bir türlü. Nice Camacho'lar , Luxemburgo'lar , Capello'lar geçse de huzur sağlanamadı. Öyle ki hepimizin bildiği hikaye , takımı şampiyon yapan teknik direktöre bile kapının yeri hatırlatıldı. Bu sezon 'Yeni Madrid' sloganıyla yeni bir soluk getirmeye çalıştı sonunda fotoğraftaki ikili. Ligin ilk yarısı rekorlar kapatıldı iyi güzel de , bu sefer de Kral Kupası'nda vurgun yediler Basinas'ın Mallorca'sından. Dikkatimi çeken şey , işler ne zaman kötüye gitse yeni bir transfer haberi çıktığı şu klüpten. Mijatovic çıktı son olarak geçtiğimiz gün , "Cristiano Ronaldo'nun peşini bırakmıyoruz" dedi , pası başkanına attı. O da boş değilmiş işte , "Kaka , Real Madrid'e gelse yedek klübesinde oturur" demiş. Yeni Madrid ya işte.. Baptista ve Robinho'ya vatandaşları Kaka'dan daha çok güveniyormuş amigo başkan. E babacım gülmezler mi bu lafına? Gülerler.. Peki ne zaman susacak işlerin başındaki bu ikili? Oyuncular primleri ceplerine indirdikleri zaman!.. Biz daha Uygun'a laf atalım..
Keegan ve Newcastle
Ocak ayı boyunca memura mesai saati en geç biten yerdi Newcastle heralde. Sam Allardyce'a tekmeyi bastıklarından beri görüşmedikleri , istemedikleri hoca kalmamıştı piyasada. Shearer , Redknapp , Deschamps ve hatta ömrü fazla uzun süreli olmasa da Mourinho!.. Allardyce'ı kovuyorsun , Redknapp'ı istiyorsun , bu da ayrı bir dangalaklık şekli olsa gerek ya geçtiğimiz vakit itibariyle anlaşılan isim efsane öz çocukları Kevin Keegan oldu. Profesyonel futbolculuk kariyerinin gölgesini hala beraberinde taşıyanlardandır Keegan , Zico kadar da nemalı değil ama! "Önümüzdeki maçlara bakacağız" diyeli 3 sene olmuştu Keegan'ın , en son Anelka'ya klübe bağlılık ne demek onu öğretmeye çalışıyordu Manchester topraklarında. Kendilerince 'mesih' indi tekrar yeryüzüne , kıyamet koptu , şampanyalar patladı ancak.. Bu ikinci birliktelik ne kadar sürer? Barton , Smith , Cacapa bir anda kendilerini kiliseye kapatıp toplum yararına insanlar olmaya adamadılar bildiğim kadarıyla henüz..
16 Ocak 2008 Çarşamba
Avrupa Klüpler Birliği
Sabah saatlerinde tüyoyu vermişti büyük üstad , "G-14 için Yolun Sonu" diyerek. G-14 devri bitti artık ama öyle debelenip sevinmeyin , pek değişen bir şey yok. G-14 gitti , onun yerine Avrupa Klüpler Birliği geldi. Ama şu güzel; Avrupa kupalarına dahil edilen ülkelerin hepsinden en az birer tane temsilci olacak bu organizasyonda. Elit kesim kendini yine ağırdan hissettirecektir ama bu da güzel. Ama asıl olay başka!.. Bütün medya organları "futbolda devrim" başlığıyla girdi olayı , FIFA ve yeni Avrupa Klüpler Birliği topluluğu sonunda milli takıma giden oyuncular konusunda anlaşmaya vardı. FIFA , artık , klüplere milli takımlara giden oyuncuları için para ödeyecek! Yıllardır bitmeyen dava bitti , demek isterdim ama olmuyor. Bu sefer de ödenecek paranın miktarı ne olacak ya da ne şekilde ödenecek gibi konularda bir gelişme olmamış. Bunun da sonuçlanması bir 5-10 yıl sürer artık. Benim merak ettiklerim ise şu; Chelsea acaba bu organizasyonda da yer almaz mı? Elit Avrupa Ligi oluşturma planları suya mı düştü?.. Gerçek futbol severler sevinmesinler bu habere , eğlenen , oynayan yine parayı elinde bulunduranlar..
15 Ocak 2008 Salı
La Bandiera
Biz yeni kuşak olarak pek iyi bilmeyiz bu 'bandiera'ları. Kaba tabiriyle 'bayrak adam' oluyor bir şekilde , klübün formasına paradan puldan , somut olan her şeyden öte bağlı olanlara yakıştırılıyor genellikle. Bizden örnek vereceksen Bülent Korkmaz , Müjdat Yetkiner diyeceksin , sıra Baba Hakkı'ya gelince de saygını göstereceksin. Lefter Küçükandonyadis'i almazsan ayıp edersin , onu da sayacaksın. Kimse tanımaz ama 17 sene Şimşekler için ter döken Doğan Emültay'ı da anacaksın. Tek saha içerisinde yaptıkların da yetmez tabi , saha dışında da mâl olduğun şehre ve takıma örnek teşkil edeceksin. Avrupa'da güzel örnekleri var mesela bunun , en hakikisinin fotoğrafını kondurduk zaten en başa. Aynı takımdan Franco Baresi'yi de unutmak hiç olmaz , dile kolay tam 20 sene , tek forma. Zaten bir bu ikisinin forması emekli edilmiş koca bir klübün tarihinde. Albertini'nin de en büyük şanssızlığıdır Maldini'yle aynı zamanda oynaması , yoksa onun da 1988-2002 seneleri arası tam 14 sene hizmet etmişliği var kırmızı siyahlılara. Çok oyuncu var böyle yıllarca tek forma altında oynamış , tek tek isim yazsan blog'un tek bir sayfası dolar. Günümüzden Totti'yi , Raul'ü , Puyol'u ve Tamudo'yu da es geçmeyelim diyip topraklarımıza geçelim; son yıllarda bu ülke sınırları içerisinde var mıdır böyle bir topçu? Yakın tarihteki Bülent ile Şifo dışında yok işte. Takım sevgisi aldığın forma sayısı , taşıdığın envanter miktarı , tribünde çıkarttığın sese göre belirlendiği sürece de zor çıkacak artık 'tribünden gelen futbolcu' olayı. Biz de torunlarımıza anlatacağız 2042 senesinde , "Bir Bülent vardı , dayak cennetten çıkmadır diyip Zidane'ına bile düz giderdi" diye.. Bir de , hırlanıp gürlenmesin hemen , unuttuklarımız elbette vardır fazlaca. Medeni bir şekilde yorumlara kondurunuz..
Şimdi Yalnızsın İşte..
Bu adama yapılanı sabır taşına yapsan çatlar bir yerde. Klübü Amerikalılar satın aldığından beri Liverpool'da huzur yok Benitez'e. Menajeri kalacak diyor , söylentiler kovulmayı beklediği yönünde , 6 milyon pound'luk kapı gibi tazminatı var adamın. Takımın sahiplerinden Hicks de henüz geçtiğimiz gün açıkladı direk ağızdan , 2 ay önce Klinsmann'la konuştuklarını. Benitez'den hala ses soluk yok tabi. Takımın diğer sahibi George Gillett bizzat ortağını ayıpladığını söylese de , Jürgen ile görüşmeler onun Güney Kaliforniya'daki evinde gerçekleşmiş , -Jürgen de ne tırt isimmiş arkadaş , insan yazınca farkediyor-. Şimdi tükürdüğünü yalıyor Hicks efendi , "biz Klinsmann'la Avrupa ve Dünya futbolunu daha iyi tanıyabilmek için görüştük" desen de bunu kimseye inandıramazsın. Yahu adam size ömrü hayatınız zor görebileceğiniz Şampiyon Ligi finalini iki kez tattırdı , birinde de "ahanda size girsin" diye kaldırdı göğe doğru. Yahu anacım , bir adamın üstüne bu kadar da gidilmez ki!.. "You Will Never Walk Alone" girsin şimdi devreye..
Andre Dede Ayew
Andre "Dede" Ayew.. Marseille akademisinin yeni mahsülü. Her Fransız oyuncu gibi o da Wenger ve gözlemcilerinin kıskacında. Adamın genleri müthiş , babası 90'ların başında 3 sezon üstüste Afrika Yılın Futbolcusu ödülünü kazanan Gana'lı efsane forvet Abedi Ayew Pele'den başkası değil. Onu da bir şekilde anmış olduk işte. Baba Pele , Fransa'da hep "köle" muamelesi görmüştü , hatırlayanı olur muhakkak. Oğul Dede de şu ana dek attığı 11 gole rağmen bu muameleyi görür mü? Ya da şöyle diyeyim; Fotoğraftaki ikili paket halinde Londra biletini alır mı? Alsın..
edit: Breaking News diye buna derler işte , Ayew , 4.5 milyon pound'a Arsenal'de. Nasri ise hala doğduğu yerde..
Dudu Aouate
Mahalle karıları gibi birbirlerine saldırmıştı Deportivo LaCoruna'nın iki kalecisi. Munua , İsrailli Anouate'yi iyi benzetmiş , İsralliye bu yüzden 6 dikiş atılmak zorunda kalmıştı. Sonuç ne olacak , ikisi de kadro dışı tabi. Şimdiki haber şu; LaCoruna menajeri Lotina , yarınki antrenmanda iki kaleciyi yüzyüze getirip birbirleriyle ne dertleri varsa halletmelerini söyleyecekmiş. Ben başka bir şey beklemiyordum açıkçası. Takımın sondan bir üst sırada , halin pek vahim , üstüne bir de iki kalecini süresiz kadrodışı bırakacaksın. Başka?..
Mevlüt Erding
Gurbetçi oyuncularımızın sayısını bilen var mı? Ya da bununla ilgili bir istatistiğe bizi yönlendirebilecek olan? Lakin , her gün bir yenisi türüyor. Mesela Mevlüt Erding , Saint-Claude doğumlu bir forvet , henüz 20 yaşında. Bu sene Quercia'lı Sochaux'da 11'de yer buluyor , 13 maçta 4 golü var , bu haftasonu da takımının ilk golünü attı Metz'e karşı. Türkiye Futbol Federasyonu niyetlenir herhalde , lakin kendisi Türkiye Milli Takımı'nı seçtiğini söylemiş. Fransa'nın , A milli takım hariç bütün kategorilerinde forma giymesi de enteresan tabi. Beşiktaş , Bobo'nun yerine alsın işte.. Yerse..
14 Ocak 2008 Pazartesi
Futbolig
Programı önceden izleyenler el kaldırsın. Ben ilk kez izledim mesela. Fotoğraftaki şahış , Ertem Şener , döktürdü şov boyunca. FourFourTwo'daki Hasan Şaş yazısını okumuş mesela , -belki aceto'yu da takip ediyordur- , Meleke'ye dönüp "Şimdi düşündüm de (hadi ya?!) , Gattuso da bu tarz bir futbolcu ama kimse ona laf etmiyor , ona gelince şakşak , hasana gelince tukaka" dedi. Uğur Meleke bir yere kadar mantıklı bir adam , "Ben öyle düşünmüyorum. Gattuso'nun siniri topa , sportmenliği , bu oyuna saygısı üst düzeyde bence karşılaştırılmamalı" diyerek hem bozdu , hem düzeltti , hem de düzdü Şener'i. Sonra o da gümledi , "Kaka mı daha iyi futbolcu , Ilic mi? Kaka.." derken sorun yoktu da , "..ama Kaka , Galatasaray'a gelse tutmaz , iş yapamaz" diyerek günün potunu kırdı. "Oyuncuyla , takımın hedefleri aynı paralelde olmalı" gibisinden birşeyler geveleyerek günü kurtarmaya çalışsa da olmadı Uğur. Tuttum bu programı , Ziya Şengül'ü daha da tuttum. Kafası basmıyor pek ama seviyorum işte adamı. Baba en azından dobra dobra konuşuyor , Ertem gibi cümle başı "özür dilerim" demiyor mesela , o da patlıyor bir yerde , Ertem makyajdan kıpkırmızı oluyor , Sayın "tekmeci" Özdilek gülüyor her şeye , bunları birleştirince de adı "futbol platformu" oluyor işte..
13 Ocak 2008 Pazar
Geceden Futbol İzlenimleri
Lafı dolandırmadan direk gireyim , Pato ilk maçında attı golünü. Partnerini tutturamasak da , Ronaldo "ağabeyi" (noluyoruz?) iyi bir yandaş oldu maç boyunca. Hele ilk yarıda bir pozisyon vardı ki , "Tombik" iki üstüste pozisyonda vurabilecekken "Ördek"e yuvarladı topu. Çok kötü 2 pozisyonu harcamasına rağmen bunda istekli oynayamazdı Pato , ilk yarı yamulmuyorsam 5 şutu vardı direk kaleye.. Fener maçına hakikaten yandım. 85'e kadar çekilen şutların tutmaması gibi istatistiklerde hiç değilim ama Fener , iyi top oynamadı.. Komşuda derbide üstünlük sağlayan yok , goller N'Doye ve Antzas adındaki 2 tane tanımadığım adamdan. Madrid çaktı , Inter soktu diyebilirim ama demeyeceğim , çünkü umrumda değil. Siz benim önceden hiç bu tarz bir post yazdığımı gördünüz mü? Hayır , bütün olay Pato'yu yazmak aslında..
Bu İş Burda Biter Mi?
Manchester'lı Essien!
Sene 1999 , yılın sonları. Essien , Alex Ferguson ve ekibinin kararıyla , Manchester United'ın idmanına çıkıyor. Beğeniliyor ama başbelası iş iznine takılıyor. Essien de bunun üzerine Bastia'yla imzalıyor. Sene 2005 , aylardan Ağustos. Chelsea , Lyon'dan Essien'i 24.5 milyon £ ödeyerek renklerine bağlıyor.. Zekeriya hocam , buna kısmet mi denir?..
Pato'ya Saatler Kala
Berlusconi'nin "Sadece ligin 2.yarısında bile 30 gol atar" dediği , henüz 17 yaşında en çok bonservis ödenen oyuncular arasına giren Pato , sonunda bu akşam Napoli maçıyla görücüye çıkıyor. Gazzetta'nın 2 haftadır her gün bu çocuğun bir haberini yayınladığını belirtelim , reyting rekorları kırılır mı bu akşam bilmem. Mesela ben 24 aracılığıyla el sallayacağım San Siro'ya , Sky elimi öpsün. İnsan kestiremiyor rezil mi olur vezir mi diye , bakarsın öyle büyük bir fenomen haline dönüşür ki , "Pato benimlen evleeeen" diyenleri bile çıkar. Pato'nun partneri kim olur peki? Ben Inzaghi olmaz diyorum mesela , Gilardino favorim. Uydusu olanlar da bu maçtan 2 saat önceki Yunan derbisini izlesin , kıvama gelsin..
Arsenal: 1-1 :Birmingham
Arsenal: Almunia, Sagna (Diaby 83), Senderos, Gallas, Clichy, Walcott (Bendtner 65), Fabregas, Flamini, Hleb, Eduardo, Adebayor. Subs not used: Lehmann, Silva, Justin Hoyte. Booked: Hleb. Goals: Adebayor 21 pen.
Birmingham: Maik Taylor, Kelly, Ridgewell, Schmitz, Queudrue (Parnaby 61), Larsson, Muamba, Johnson, Kapo, O'Connor (Forssell 75), Jerome (McSheffrey 75). Subs not used: Doyle, Martin Taylor. Booked: Kapo, Ridgewell. Goals: O'Connor 48.
Att: 60,037.
Ref: Phil Dowd (Staffordshire)
kişisel not: Şu takıma bir savunmacı ve kaleci al artık Wenger , bizi Baki kılıklı Senderos'lara , Traore'lere , Djorou'lara bırakma.. Diaby'den de sol kanat yaratmaya çalışıyor Wenger , o boyla o bacaklarla nasıl olsun? Boş yere puan kaybedilen bir maç , takımın pilinin bittiğinin bir kanıdı daha..
12 Ocak 2008 Cumartesi
Ağız İshali
Rengimizi belli ettik edeceğimiz kadar , beni şu takımdan soğutacak kadar sinir bozucu bir kişilik Adnan Polat. Bitmek tükenmek bilmeyen bir konuşma yeteneği ve isteği var içerisinde , götüne pil takılmış gibi konuştukça konuşuyor. 2 yıl önce bir 20:45 olayı attı ortaya , biraz şans , biraz emekle kazanınca dilinden düşürmez oldu "20" ve "45" sayılarını , AM/PM sistemine bile geçsen bulur sistemin açığını. Geçen sene , amenna , patladı da kötü geçen bir sezonda bizi tek mutlu eden hadise oldu kendisi. Bugün 12 Ocak 2008 , bakıyoruz Fanatik'in kapağına , "Galatasaraylılar , saatlerinizi hazırlayın".. Of , soluklan be Adnan'ım , otur bir gazoz iç.. Senden öteki figür Faruk Süren'in son yıllarda yaptığı en büyük icraattir , "Adnan Polat ağız ishali olmuş" lafı , haklı işte adam. Bir insan bizim Adnan Polat kadar şovenist olamaz ya , dile getiriyor işte. Millet emek verme derdinde , kimisi koşturdukça koşturuyor , maç kazanıyor , transfer yapıyor , bizim Adnan takmış bir 20:45'e gidiyor.. Sığmıyoruz be Adnan , sığmıyoruz..
İyi - Kötü - Çirkin
Sor bir ağzı niye açık Redknapp'ın? Çünkü Newcastle'a , tecavüzün merkezine gidiyor da ondan , hazır kıta bekliyor işte adam efendi efendi. Siyah beyazlıların Big Sammy'yi kovma işlemlerinde evrakların oradan oraya nasıl bu hızda gittiği anlaşılmaya başlandı yeni yeni. Allardyce'a turkcell'den beleş sms aracılığıyla "siktir git" denildikten sadece birkaç saat sonra Redknapp da Portsmouth antrenman tesislerinden firar etti. "Yolun nereye düşer kardeş?" , Newcastle tabi.. El sıkışılırken yan ağızdan avuç içine sıkıştırılan para 20 milyon pound , al paşa paşa kullan demişler. İmzalar henüz atılmadı ama transfer işlemleri çoktan başladı bile! İlk hedeh Defoe ve Diarra , ikisi toplam 13 kağıt. Çıkar 20'den , kaldı mı sana 7 milyon. Peki o para , komedi dans 4'lüsü gibi duran o savunma hattını yenilemeye yeter mi? Yetmez , de , kendi bileceği iş işte.. Kendi düşen ağlamaz..
Luke Freeman
15 yaşına yeni girmiş bir insan , -lakin çocuk- , normal şartlar altında ne yapar? Herhalde OKS'ye falan hazırlanır bizim topraklarda , şanslıysa alıp kızı gitmiştir Kabadayı'nın 16:30 seansına. Luke Freeman , 15 yaşını yalnızca 6 ay geçmiş bir "çocuk". Henüz geçtiğimiz yılın Kasım ayında , FA Cup'ta Barnet ile karşılaşılan maçın 80.dakikasında takım arkadaşı Efe Sodje'nin yerine girerek siftahını yapmış o yaşında. 10 dakikada kırdığı rekor sayısı 2; Gillingham'ın ve FA Cup tarihinin en genç oyuncusu. Bizim takım 500.000 pound ödeyerek kattı altyapı bünyesine şimdiden çocuğu. Bu rakam , Anelka'ya verilen parayla aynı değil miydi? Platini babayı çilingir sofrasına davet etmek lazım , 'yancı' niyetine..
Arsene ve Wenger
Bazı zamanlar sevmiyorum şu Wenger'i. Sen git 10 sene boyunca bağır milli takım olgusu için "non of my business -hiç sikimde değil-" diye , şimdi de gel "İngiltere milli takımının insanlar için önemini biliyorum ve buna katkı yapmayı çok isterim" ayarında bir şeyler zırvala. İki yüzlülüğünün fotoğrafını bulamadım ama şu üsttekini şansa bulduk çıkardık worldwide web denen denen örümcek ağından. Solda tam Kerem tipi var adamda , bu sefer de tüm Kerem'lerden af dileyerek..
“I know how much the English national team means to people and I would love to contribute.
Our target is to produce good players. It would be special if they are English and I hope it could be a legacy."
11 Ocak 2008 Cuma
Klaas-Jan Huntelaar
Hollanda Ligi'nin sorunsalını cümle arasında geçirmiştik Alves yazısında. Kezman , van Nistelrooy , Ronaldo gibileri çok tatmıştır bu ligin kaymağından. Klaas-Jan Huntelaar da aynı ligin ekmeğinin köşesinden bile koparamayanlardan işte. Adam iyi aslında , Business Channel sağolsun izliyoruz da bol bol maçlarını. Yüksekten uçanı , Marco paşaya(!) benzeteni çok var Hollandalının. Sezon başından beri de istiyor Fergie , en son dönen rakam 12 milyon pound , Alves'le aynı yani. Ajax , 18 milyonda ısrarcı sezon başından beri de , bir ekmek parasına bile razılar bu sıralar. Wenger de istemişti sezon başında Huntelaar'ı , Berbatov gibi ama son tercih bu üçlü arasındaki en dandik ligde oynayan Eduardo olmuştu. Neden? Berbatov kısmen yaşlı , Eduardo gençti çünkü. Huntelaar mı? Ne de olsa Hollanda Ligi'nde oynuyor..
2007'nin Futbol Olayı
2007'nin en büyük futbol olayını sorduğumuzda en büyük ayıbı Lanus'a yapmıştık , listeye eklemeyerek. Anketin bitimine daha 3 gün var ama sonuçlar artık belli gibi. Oy kullanan 137 kişinin 57'si İngiltere'nin yıllar sonra büyük bir turnuvaya katılamamasına atmış oyunu. Bu demek oluyor ki , yüzde 41 ile anketin birincisi oldu havuç McLaren ve takımı , başarıları(!) için nane sakızlı öpücüklerimizi yolluyoruz kendilerine. Anketin ikincisi de Beşiktaş'ın Anfield Road serüveni oldu 39 oy ve yüzde 28 ile. Amacım provokasyon değildi , yanlış anlaşılmasın , ancak rengimizi belli etmemek amacıyla burnumuzun dibindekini de görmezden gelemezdik.
São Paulo Akademisi
Brezilya'nın en iyi akademisi sorulduğunda , parmakla tek bir yerin işaret edilmesi zor. Vasco , Sao Paulo , alt ligler gider böyle. Yazının konusu Kaka'nın eski yavuklusu , Sao Paulo olanı. İsimler az buz değil , Cafu , Julio Baptista , Luis Fabiano , Manisalı Denilson , Juninho Paulista , Leonardo diye gidiyor liste. Boru mu , biri en dünyanın en iyi futbolcusu ödülünü taze almış , diğeri Barça'yı yıkan adam , başka bir ikili ise Milan'ın Hall of Fame'i çoktan oldular bile. Yeni nesilden de Hernanes ve Breno* ikilisini işaret ediyorlar şimdi. Breno'yu Rummenige bırakmayacak gibi , İspanyollarla kapışıyorlar. Hernanes ise bu sezon şampiyonluğu getiren isim. Almanların peşinde olduğu konuşuluyor , lotaryaya giriyorum , ispanyol Zaragoza. Rogerio Ceni diye atlamayın , kendisi Sinop FC'den yetişmeymiş , evet , sinop ama bizimkisi değil..
*düzeltme için teşekkür.
Abramovich'in Pabucu
Bolton'ın Abramovich gibi bir 'kısmen' enayiyi bulunca bırakmadığını yazmıştık , transfer gerçekleşti sonunda. Bolton yönetimi ilk geceki 11 milyon pound'u jet hızıyla reddetmişti , şimdi el sıkışılan rakam 15 kağıt , 19 milyon euro civarı , Drogba'nın 1 aylık yokluğunun maliyeti yani. Drogba dönecek , Anelka olacak , Şevki duracak. Pizarro da Gatorade götürüp getirir artık..
10 Ocak 2008 Perşembe
Fernando Belluschi
"Her oyuncu mükemmel tekniğe sahip olamaz ama eğer hızlı ve fizikliysen birçok işi kıvırabilirsin" , der Fransızlar. Sen git Newell's'a lig şampiyonluğunu getir , sonrasında River Plate'de 2 sezon deli top oyna , hızlı ve fizikli olamadığın için büyük liglerin büyük takımlarında top koşturama. E hani nerede şimdi o çok konuşulan futbolun ilahi adaleti? Sonda yazacağımı başta yazınca altüst oluyor tabi haber. Olympiakos , Fernando Belluschi'yi getirdi Pire'ye , ödenen rakam 10.8 milyon dolar. Ne bu takım onun olması gerektiği yer , ne de el sıkışıldığı transfer ücreti. Hayat o kadar vapurlu olmuyor işte bazı zamanlar. Deniyor ya , "futbol bu , tuhaf oyun"...
Afonso Alves
Bir futbolcu hakkında ne düşündüğünüz sorulduğunda tıkandığınız olur mu? Afonso Alves , tam bu tarz bir herif. Bu adamı iş yapar veya yapmaz diyebilecek kadar çok izlemedim , attığı gol sayısı o adam için sadece az bir fikir sahibi olmamızı sağlayabilir. Yazıyoruz google'a Alves diye , 36 maçta 45 gol attığını görüyoruz ligde. Bunlardan Hollanda'da çok gördük mü dersin , yoksa süper golcü mü? İlki yargısız infaz , ikincisi uçmak değil midir? Ya da her ikisi de Sinyor Uluç misali bilmeden konuşmak mıdır? Şimdi 12 milyon pound lafları dönüyor Middlesbrough ismiyle. Sezon başında orda burda gideceği takımdan yıllık 7 milyon gibi uçuk bir rakam isteyeceği söyleniyordu , ona bu parayı kimse vermez , belki de bu yüzden yatmıştır aylardır gerçekleşmeyen transferi. Peki Alves'in adı kimlerle geçti sezon başından beri? Chelsea , Liverpool , Manchester City , Udinese , Inter , Fenerbahçe , Galatasaray.. Alves , şanslıysa tutunur premier liginde ama Heerenveen'in bu kalp mı dudak mı belli olmayan formasıyla hiçbir şansı yok..
Halef , Selef
Ramos ve Tottenham
Tottenham'ın her şeyi sorun denir ya , birçok laf ezbere söylenir , bu laf söylenmez , hakikat budur çünkü. Şurdan gireyim , adamlar yeni teknik direktörü göreve sokma işini bile adabıyla beceremediler. Haberi bugün çıktı , Sevilla 2 milyon pound tazminat talep ediyormuş Spurs'den. Damien Comolli başından beri bas bas bağırıyor zaten , ne kadar ödememiz gerekirse ödeyeceğiz diye. Ramos'un da iddiası , Sevilla'nın kendisine 700 bin pound borcu olduğu yönünde. İşler yalama oldu yani biraz , İspanyollar yollamış dosyayı İngiltere'ye , Spurs isteklerine sirayet etmezse eğer , uefa'ya gideceğiz demişler. Öte yandan saha içerisinde de işler karışık. Ramos , türk tabiriyle , 'aldı eline neşteri' , kırpıyor takımı. Defoe , Chimbonda , Paul Robinson , Lee Young-Pyo , Anthony Gardner , Paul Stalteri , Wayne Routledge ve Hossam Ghaly gidecekler listesinde , kadroda düşünmüyor İspanyol. Defoe ve Robinson "gitmeyicik" diyor , Tottenham yönetimi de kara kara düşünüyor , sorunlar bitmiyor , yazı da bitmiyor..
Francisco Merida
Wenger onu da Cesc gibi Barcelona altyapısından çekip getirdiğinde heyecan artmıştı doğal olarak. Onun üzerinde olup olabilecek en büyük baskı ne takımda ondan hemen önce ayrılmış büyük bir oyuncuydu ne de futbolu bırakan bir efsane. Sürekli karşılaştırıldığı burnunun dibindeki kendisinden 3 yaş büyük vatandaşı oldu. Yine bedavaya alındı derken , 2.5 milyon pound gibi bir rakam ödendi İspanyol klübüne. Yasadan açık vardı ya İspanya'da , acıyı bir şekilde çıkarttılar işte. Şimdi Wenger onu , bir diğer genç Vela'ya yaptığı gibi İspanya 2.ligindeki Sociedad'a yolladı , İngiltere tozu yutmuş Coleman'ın yanına. The Sun , "Fabregas 2 gitti" olarak verdi haberi ama bir şeyi unuttu , Merida'nın memeleri var..
Big Sammy
Kendisine "ya bi git sam" demiştik blog aracılığıyla , gitti. Bolton Wanderers gibi daha problemli olabilecek bir takımı adam etmişken , yüzyıllık "kahır" takımı Newcastle'ı edemedi. O kadar sorunla Atlas uğraşsa mesela , "sokarım dünyasına da taşımasına da" der çeker gider mesela. Smith'i adam etti dendi , Barton'dan patlak verdi. Sorunlu hücumu düzeltti dendi , savunma kabak gibi açıldı bu sefer. Zaten en büyük sorunlarından biriydi o savunma , birleşmiş milletler gibiydi. Sağ bekte Nijeryalı , göbekte bir Brezilyalı , bir Hollandalı , sol bek ise bir İspanyol , futbolun ortak dili de bir yere kadar. Bakıyoruz tabloya , Newcastle United 26 puanla 11.sırada. Sekiz sezon boyunca çalıştırıp sezon başında bıraktığı Bolton ise 20 puanla 14.sırada , 4 sezonda ilk kez ilk 10'nun altında. Peki sizce , hangi takıma etkisi daha büyük olmuş?..
Arsenal: 1-1 :Tottenham
Arsenal: Fabianski, Justin Hoyte, Djourou (Sagna 46), Senderos, Traore, Walcott (Randall 90), Denilson, Silva, Diaby, Van Persie (Eduardo 46), Bendtner Subs Not Used: Mannone, Gavin Hoyte. Goals: Walcott 79.
Tottenham: Cerny, Chimbonda, Dawson, King, Lee, Lennon, Jenas, O’Hara, Malbranque (Boateng 77), Berbatov, Keane (Defoe 83). Subs Not Used: Robinson, Stalteri, Taarabt. Goals: Jenas 37.
Att: 53,136
Ref: Mike Dean (Wirral)
kişisel maç notu: Beni de oynatsaydın Wenger? Gencim..
09 Ocak 2008 Çarşamba
Levante U.D.
Bayram Tutumlu'yla ilişkilendirmiştik bu blogda Levante'yi bir keresinde , o haberden ses soluk yok hala , olmadı heralde. Levante şimdilerde zor günler geçiriyor La Liga'da , 8 puanla ligin son sırasındalar. Sorunları birçok klübün etini kemiğinden sıyıran ekonomik yetersizlik. Klüp , oyuncularına aylardır para vermiyor. Hadi Tommasi delikanlı çocuk ses etmez de , diğer her kafadan ses çıkıyor işte. İçinde Abel , Sabas ve Péiro'nun da bulunduğu bir grup eski oyuncu hacizi bindirmiş bile. Rigano , Cirillo ve Storari İtalya'ya geri döneceğim diyor , Savio ve Viqueira sırada bekliyor , klüp yeni bir antrenörü bu ekonomik durumla cezbedemeyeceği için De Biasi'yi kovamıyor.. Olan da 100 yıllık klübe ve taraftarlarına oluyor. Anlayın artık kardeşim , bu ligde İtalyanlarla ol-mu-yor!..
Baltacı John Obi
Gelişi olay olmuştu John Obi Mikel'in. Kendisi Norveç soğuğundan , İngiltere yağmuruna doğru ilk olarak Manchester United için yol alırken kendisine yapılan benzetmelerden birinin yeni Roy Keane olduğunu biliyoruz. Obi Mikel , bu benzetmeye kafayı fena halde takmış olacak ki , kendisi dün akşam Everton'la oynanan Carling Cup yarı finali maçında 1.5. sezonundaki 4.kırmızı kartını gördü. Hatta alanı daraltayım , Mikel'in ilk geldiğinde ligin yarısında oynamadığını düşünürsek bu 4 kart sadece 1 seneye sığabiliyor. Hop , hemen Roy Keane'e atlıyoruz şimdi. Bir sezonda en çok kırmızı kart görme alışkanlığı kime ait? 4 kırmızı kart ile Roy Keane'e. İrlandalı , 34 yaşında United kariyerini sonlandırırken toplam 11 kırmızı kartı da beraberinde götürmüştü İskoçya'ya. Obi Mikel'in yaşı kaç peki? Tabi ki henüz(!) 20.. Bu da Alex-Hagi karşılaştırması gibi oldu şimdi..
Oscar Ustari
Bir dönem her basın yayın organında adı geçer her Latin kökenli oyuncunun. Ya alışılageldik üzere genç yaşta oynadıkları klübün onbirinde yer kaparlar , ya da muhakkak 20 yaş altı kategorilerdeki enternasyonel kupaların birinde göze çarparlar. Eski Independiente kalecisi Oscar Ustari de bunlardan biri , üstteki iki tanıma da uyan bir kaleci. Ülkesi Arjantin'le beraber U-20 Dünya Kupası'nın sahibi oldukları 2005 senesinde adı ilk adı çıktığında , Cavallero'ya benzeteni çok olmuştu. Takımı Independiente ile beraber birçok maça çıkarak kariyerini pekiştirdi , peki transferini kim gerçekleştirdi; Getafe. Orada kim var? Arjantin Mili Takım kalecisi Abbondanzieri , yani o kadar da garip bir alışveriş değil. Peki şimdi kim istiyor? Juande Ramos'lu Tottenham. Kimin yerine? İngiltere milli takımı kalecisi Paul Robinson. Bu ilginç işte..
Maradona Hiç Yaşamadı
Gazzetta'nın taze haberi gayet ilginç. Dört ülkeyi gezmek üzere Arjantin'den yola çıkan Maradona müzesinde birçok değerli eşya çalınmış. Ne kazandığı Dünya Kupası'nın En İyi Oyuncusu madalyası kalmış ne de Pele tarafından ithaf edilen kadife kemer. Türkiye'de buna göze gelmek diyorlar. Maradona artık Samanyolu tv'de buyurulduğu üzere kul hakkını mı çalmış , komşusuna yan gözle mi bakmış bilmiyorum , şu anda onun başarılarının kayıtları 'maddi' olarak yeryüzünden silinmiş durumda. Bir iş adamı şüpheliler arasındaymış , bu daha da ilginç.
Maradona (appear offline) - gittim , bulup gelecem.
08 Ocak 2008 Salı
Kime Kapak Olsun?
Fotoğraf , Arsenal'in bir antrenmanından , rakip ise alışılmışın aksine görme engelli çocuklar. Olayı Gallas organize etmiş , yoklama yapmışlar , bir eksik bile çıkmamış Arsenal'den. Şimdi dakika dakika yorumlamak var maçı , Adebayor Fabregas'a toslamış , Wenger'in yüreği ağzına gelmiş gibisinden ama yakışık kalmaz. Peki bu fotoğraf kime kapak olsun? Beyin sinyalleri iki bacağın arasında duran meşhur bölgede takılıp kalan United'lı futbolculara mı , sidik yarışı yapan Richards ve onun gibilere mi , yoksa tüm İngilizlere mi? Objektif olamıyorum..
Shinawatra Hapise
Fotomaç gibi sağ gösterip sol sıvaz yapayım , hapise giren tabi ki de City patronu Thaksin Shinawatra'nın kendisi değil , eşi Pojamarn. Thaksin'in dediğine göre , karı koca Tayland'a gidip kendilerine yapılan suçlamalarla yüzleşme kararı almışlar ama beyefendi önden hatunu yollamış ülkeye , "sen git ben geliyorum" demiş. Hatunu da ülkeye iniş yapar yapmaz mahkemeye çıkartmışlar tabi. Pojamarn şimdilik 85.000 pound kefaletle ilk duruşmaya kadar serbest bırakılmış ve ülkeden çıkması yasaklanmış. Thaksin timsah gözyaşları döküyordur şimdi , hatunu niye önden yollarsın , düşün. Fotoğraf da çiftin en büyülü anlarından biri , Thaksin , "Golü nah oraya atacaklar" diyor futbol bilmeyen eşine. Shinawatra çifti , milyonlarca doları hortumlamaktan suçlanıyor.
Gianluigi Lentini
Futbol tarihinin en hüzünlü hikayelerinden biri ona ait. Şaşaalı başlayan bir kariyer , Milan'la zirveye çıkış ve şişenin dibi.. Zamanın transfer rekoru ona ait , 13 milyon pound'a Milano yolunu tuttuğunda Vatikan'la papaz olmuştu , kutsal topraklardan transfer için "iş itibarına karşı yapılan bir saldırı" açıklaması gelmişti. Papa II.John Paul'un kemikleri sızlıyordur şimdi , reva mı bu hristiyanlığa demeden Figo'lar da geçti Zidane'lar da daha kemikli fiyatlara , koydular çocuğa yani. Gianluigi Lentini , tüm zorluklara rağmen sahaya çıkmak için futbola başladığı ilk günkü kadar can atan bir futbol emekçisi aslında. 1992 senesinde geçirdiği malum trafik kazası ve kariyeri boyunca her saniye kendisini hissettirecek olan beyin hasarı , koparmaya yetmedi onu yeşil sahalardan. Lentini , ne çocuklarımıza anlatacağımız bir kahraman olabildi , ne de bizim bu gözlerle izleyip de hayran bakışlarla izleyebileceğimiz bir efsane. Ama o , 38 yaşında halâ oynuyor topunu Serie D takımlarından Canelli'de , bir başka tanıdık isim Diego Fuser ile beraber. Futbol oynayamaz diyenlere ve iki dakika sinirlerine hakim olamayan 'sözde' futbol emekçisi kel ve Adanalı futbolculara inat..
Son Durak Anelka
İngiliz basını latesttan girdi haberi. Chelsea açmış kapıyı Anelka için , 11 milyon pound'luk ilk teklif red yemiş Bolton'dan. 15 milyon civarı bir para konuşuluyor şimdi. Bolton da haklı şimdi , Abramovich gibi bir varyemez bulunca naz yapıyorlar tabi , bir nevi gösterip de vermemezlik. Hop , şimdi başka konuya sıçradım. Biliyorum , ağızda ciklet oldu artık bu muhabbet ama Bilal de durulmuyor ki. Sergen , Anelka'yla yaratamadığı dostluklara yanadursun , eğer transfer gerçekleşirse Anelka isminin geçtiği 9.transfer olacak bu , dönen paraya da şimdi bakıyorum; 51 .5 milyon pound. Artık ego tatmini mi dersiniz , çocukluğunu yaşayamamak mı dersiniz bilmiyorum , belki de sürekli reddettiği islami tarikattan emir alıyordur kimbilir? Wenger'in bile adam edemediği bir futbolcuyu , Avram mı adam edecek diyip yazıyı sonlandırıyorum. Wenger'in bile adam edemediği bir futbolcuyu , Avram mı adam edecek?..
Bu Toprakların Kaçırdıkları
Adnan Sezgin kendini paralasın basın ve yayın organlarında , bu ülkede tez konusu olması gereken asıl şey Lincoln'e , Linderoth'a verilen milyon dolarlardan çok , Kaka'ya , Appiah'a , Eto'o'ya verilmeyen bin dolarlar olmalı. Sene 1996 , Afrika'dan üç çocuk geliyor Galatasaray altyapısı için denenmeye; Eto'o , Appiah ve Kingston. 3 oda arkadaşı 1 hafta boyunca deneniyorlar , sonuç: Kingston işe yarar denilip sokuluyor Florya'ya , Appiah ve Eto'o ise yeterli görülmeyip gönderiliyorlar , ceplerine teselli niyetine "ülkenizdeki fakirlere verirsiniz" diye konulan 1'er avuç çekirdekle. Celal Doğan veremiyor Sao Paolo'ya 3 milyon euro'yu Kaka için , sonra gidiliyor Viola'lara , Uğur Yıldırım'lara saçılıyor paralar. Öve öve bitiremediği(n)iz İlhan Cavcav da Ibrahimovic'e verilecek 160 bin doları çok buluyor , İsveçlinin Malmö'de ter döktüğü sıralarda. Bunları bir kağıda döksen taso niyetine savaştırırsın mahalle arkadaşınla , Dream Team gibi kadro sana. Kelebek Etkisi diye buna diyorlar heralde. Ibrahimovic , sağında Moratti solunda Mancini'yle imza atıyor objektifler önünde , 2 Adnan'ın yerine. Pirelli ve Nike bana para versin , bundan baba reklam olmaz..
Tulumbacı Babalar
Top 10 illetine bulaştık bir kere , uzar gider bu. Liste yine allahın belası Sun'dan , konu başlığı değişir ancak. The Sun , "Top 10 Hardmen Of Football" diyor , biz de "En Baba Boyundurukçular" diyelim. Vinnie'nin 8 , Keano'nun 6.olduğu bir listede , 1.nin Souness olması ne kadar adil? Andoni Goicoechea da halı sahada "bi siktir git birader" diye tabir ettiğimiz insanlardan olur , hayvanın en önde gidenidir. Fotoğrafta Graeme'in yanındaki vatandaş ise Hürriyet Spor Servisi editörünün götünden "Shankly Gates" olarak uydurduğu Bill Shankly oluyor. İşte liste;
9 Ron Harris
8 Vinnie Jones
7 Norman Hunter
6 Roy Keane
5 Stuart Pearce
4 Romeo Benetti
3 Dave Mackay
2 Andoni Goicoechea
1 Graeme Souness
Martin Skrtel
Martin Skrtel.. Takımının adı yok , "Fatih Tekke'nin takımı"ndan. 23 yaşında , Rus bir savunma oyuncusu. E bize ne? demeyin , kuyuya düşen adamdan bile haber çıkıyor , bundan da var işte bir şeyler. Agger'in bacağını , Hyppia'nın da bileğini eline almasından ötürü Rafa Benitez harıl harıl stoper arıyor şimdilerde. Listesinin ilk sırasında bu çocuk varmış işte , 6.5 milyon pound önereceklermiş Rus klübüne. Rafa'ya da gidici diye Erik Gerets muamelesi yapmaya mı başladı Amerikalı sahipler anlamadım , başka adam mı yok koca piyasada , bu da bir Bayram Tutumlu oyunu olabilir tabi. Bu arada Skrtel sağdaki "ağzına yiyecen şimdi"ci arkadaş oluyor..
07 Ocak 2008 Pazartesi
Ocak Transferleri
Türk spor basını ve "kahvelerinde" genel bir kanı vardır; Sezonun ortasında yapılan transferden ne köy olur ne kasaba , diye. Yaman çelişki de şudur ki , ülke topraklarındaki çoğu takım , eğer sezonun ilk yarısını bekledikleri gibi geçirmemişse , "başarı" denen bizde artık önemsizleşen ama futbolun aslında 1 numaralı kuralı olan olguyu devre arasında yapılacak transferlerde ararlar. Ve bu yüzdendir ki , kısır döngü hiçbir zaman son bulmaz , Ocak'ta alınan adam sıradaki Ocak'ta "beklenileni veremediği" için gönderilir.Neyse , haber bu değildi tabi. The Sun gazetesi son birkaç yılda yapılan en iyi Ocak transferlerinin top 10'inin yapmış kendi liglerince. Liste aşağıdaki gibi;
10- Patrice Evra , Monaco to Man Utd , 5.5m £ , 2006
9- David Bentley , Arsenal to Blackburn , Undisclosed , 2006
8- Robbie Fowler , Man City to Liv'pool , Free , 2006
7- Emmanuel Adebayor , Monaco to Arsenal , 7m £ , 2006
6- Robbie Savage , Birmingham to Blackburn , 3m £ , 2005
5- Dean Ashton , Norwich to West Ham , 7m £ , 2006
4- Matthew Upson , Arsenal to Birmingham , 1m £ , 2003
3- Javier Mascherano , West Ham to Liv'pool , undisclosed , 2007
2- Kieran Richardson , Man Utd to West Brom , loan , 2005
1- Nemanja Vidic , Spartak Moscow to Man Utd , 7m £ , 2006
Rooney The Extra-Terressial
Rooney'e şu ana kadar kasap demiştik , ayıoğlanı demiştik de uzaylı demiş miydik hiç? Ronaldinho'ya giydirilmişti bu yafta bir keresinde , "Zidane'ın Materazzi'ye attığı kafayı yeni duyuyorum" dediğinde , onu hatırlıyorum , da , Rooney'e dememiştik. Öyleymiş kendisi. Doktorlar açıklamış. Biz yine klasikten gidelim , ayıcığın beyin ve göz koordinasyonu ve algılama kapasitesi normal insanların çok üzerindeymiş. Görüş kapasitesi daha geniş bir alanı kapsıyormuş. Kim nerede ne iş yapar , top kime gelirin hesabını düşünmeden yapabiliyormuş bu 'anormalliği' sayesinde. Extra-terresial da uzaylının karizması oluyor işte , işin içinde Rooney olunca 'ibiş' anlamına da geliyor tabi..
(selam olur: sadi sengel)
06 Ocak 2008 Pazar
İki Yüzlü Futbol
İstatistiklere bakıyorsun , kaleye çekilen 18 şut. Oyuna bakıyorsun , rakibi boğmuşsun , tek kale oynuyorsun. Stoperin bile şut çekmiş maç içerisinde. Yine bakıyorsun istatistik kağıdına , çekilen şutların 10'u da kaleyi bulmuş. Vay babanın kemiğine diyorsun , kafaya kaldırıp sahaya tekrar bakıyorsun. Sağdan soldan ataklar yapıyor istatistiklerde üstün olan takım , deli oynuyor yani. Tekrar bakıyorsun kağıda topa sahip olma oranında da öne geçmiş takım , ortada bir nevi tecavüz var yani. Bir de karşı takımın henüz kalede oluşturduğu bir tehlike de yok. Sonra n'oluyor? O silik , korkan , ayağa iki pas yapamayan gerideki takım bir gol atıyor durumu 1-0 yapıyor. Sonra da 2 de geliyor zaten. Sana ne kalıyor? Maç boyunca bakıp da gurur duyduğun istatistik kağıdı , koltuk altına sıkıştırıyorlar avutma mahiyetine.. Casillas'a laf atan çarpılır , ona göre..
Lucas Castroman
Dün Bülent abi karalamıştı Insua hakkında , ben de yorumlarda "ama Castroman.." demiştim , bir de post ekleyelim. Lucas Martin Castroman.. Arjantin'in zamane parlak çocuğu. Tangocuların köklü klüplerinden Velez Sarsfield'da 17 yaşında başlayan bir kariyer onunkisi. 4 sezon boyunca ortasahadan atılan 7 gol ve bir Kapanış Ligi Şampiyonluğu. O dönem 21 yaşındayken İtalyanların radarına giriyor Lucas , Lazio işi bağlıyor. Veron'lu , Crespo'lu , Salas'lı bir kadroda yeni kıtadan gelen genç bir delikanlı ne kadar iş yapabilirse o kadarını yapıyor Castroman. Rüya Takım denilen bir kadroda Crespo'nun sırtına hasta olmasın diye havlu koymak , Salas'a Powerade götürmekten başka bir işe zor yarıyor. O dönem kadrosunda Veron'dan sonra en tuttuğum adamdı Castroman , bunu da iliştireyim. Sonra kısa süren bir Udinese macerası ve İtalya'da atılan 5 golün ardından kürkçü dükkanına geri dönüş. Velez'e dönüşü ise alameti farika olmaktan uzak , bir Kapanış Ligi şampiyonluğu daha getiriyor Castroman doğduğu takıma. Arada geçen bir Meksika macerasından sonra Kapanış Ligi için Boca Juniors'a imza attı şimdilerde. Acaba , diyor insan , Castroman , Buenos Aires'e de bir kupa getirir mi?..
Federasyon Kupası
Dünya üzerinde tezi yapılası kupalardandır şu FA Cup. Büyük balık küçük balığı yutar ya , kazın ayağı öyle olmuyor her daim işte. Her sene görürüz bu görüntüleri bu kupada , alt liglerdeki takımlar birer ikişer alır aklını Premier Lig takımlarının. Dünün talihsizleri ise Blackburn , Everton , Birmingham ve Bolton. Sezonun bombası da Coventry City. Önce League Cup'ta United'ı Old Trafford'da elemişlerdi , dün de Blackburn'ü kendi sahalarında 4-1 ile geçtiler federasyon kupasında. Malta'lı bir santraforları var , adı Michael Misfud , Utd ve Rovers'a toplamda 3 golü var. Arsenal'in maçı bugün , Burnley deplasmanında. Arséne yine yedekleri ve gençleri kullanacaktır. Burnley kaptanı "beyinlerine vericez" diyordu dün tabloid basınına , hadi hayırlısı..
05 Ocak 2008 Cumartesi
Martin Fenin
Martin Fenin , Çeklerin yeni forveti. İlla bir benzetme yapılacak ya , yeni Alen Boksic demişler buna da , bizim Ersen Martin'e bile yeni Hakan dediğimiz gibi. Fenin , 16 yaşındayken ayak basıyor Teplice altyapısına. 18 yaşında başlıyor A takımda görev almaya. 4 sezonda -son 1.5 sezonu ağırlıklı- 70'in üzerinde maçta atılan 15 gol. Bu yaz düzenlenen u-20 Dünya Kupası'nda atılan 3 gol , biri kaybettikleri finalde Arjantin'e. Avrupa basınının yazları düzenlenen alt kategori kupalarda başarılı olan futbolcuları , devlerle aynı cümlede yazması gibi bir huyu var haylidir. Juventus , Arsenal , Liverpool , Udinese lafları geçiyordu. Nasıldır bilmem , Fenin , attı geçtiğimiz haftalarda imzayı 3.5 milyon kağıda ama bu saydıklarımdan birine değil; Bundesliga'nın Eintracht Frankfurt'una..
Ailton Gonçalves da Silva
Şu ülkeye adımını atmış yabancı futbolculardan en tuttuklarımdan biriydi Brezilyalı Ailton. Kafa adama benziyordu , dünya umrunda değilmiş gibi. Onunkisi başı sonu belli olmayan garip bir futbol hikayesi. Fakirlik içerisinde doğduğu Mogeiro'dan , Duisburg'a uzanan bir futbolcu portresi. Güney Amerika kıtasında kendisini ispatladıktan sonra geri çevirmemişti Werder Bremen'in teklifini.6 sezon top koşturduğu Bundesliga'da 102 gol atarak bu ligin tarihindeki 100 golü aşan 3 yabancıdan biri oldu. Schalke'yle ufaktan papaz oldu. Rehberg , bu kiloylan , bu gıdıklan olmaz dedi sepetledi yeditepeli şehre Ailton'u. Büyük coşkuyla karşılandığı Beşiktaş'ta vezir değil rezil oldu ayıcık. Uzunca süre klüp bulamadı kendine , sonrası ise bilinen evliya hikayesi. Hamburg'a kiralandı olmadı , Kızılyıldız'a bonservisiyle gitti 10 maçta tıkandı Ailton , sonra alpler , Grasshopper derken bu sezon başında ligin yeni takımı Duisburg'la anlaştı. Çıktığı 7 maçta yalnızca 1 gol. Sonuç; Duisburg klüp başkanı Ailton'u kadro dışı bıraktıklarını açıkladı geçen gün. Duisburglular helva yesin artık..
Topçu Beckham!
Geyiği bir süredir ortalıktaydı. Ligi erken bitip , geç başlayan Beckham , California'dan "alo" çekmiş Arsene Wenger'e. Şimdi Beckham antrenmana çıkıyor bizimle. Bir de şu var; Beckham yeryüzündeki en hakiki sponspor çocuğu , iş vereni de Adidas. Arsenal , Nike ürünleri kullanıyor , sponsoru da Emirates. Adamın her adımı olay hakikaten. Allahın adamına niye yardım ederiz onu da anlamam , bu adam klübü iki dakikada sirke çevirir. Hatta çevirmeye başlamış bile. Fabregas , arkadan Ajda Pekkan yapıyor. Cesc akıllı olsun.
Hooligans: Storm Over Europe
Haftasonu Futbol Yayın Akışı
15:00 Diyarbakır Diski - Beşiktaş (lig tv)
17:00 G. Rangers - Dundee United (business channel)
19:00 Bursaspor - Galatasaray (lig tv)
21:00 Mallorca - Barcelona (ntv)
23:00 Espanyol - Villarreal (ntv)
6 Ocak Pazar
16:00 Motherwell - Celtic (business channel)
19:00 Kayserispor - Fenerbahçe (lig tv)
20:00 Real Madrid - Zaragoza (ntv)
22:00 Sevilla - Real Betis (ntv)
03 Ocak 2008 Perşembe
Gitme Tuğçe!
Bizim okulun öğrencisiydi Tuğçe Sakarya , Gazetecilik 1.sınıftaydı henüz , ölüm haberini maillist'ten aldık dün sabah. Yılbaşı gecesi , henüz 19 yaşındayken , hayata gözlerini yumdu Tuğçe. Denilene göre Kenan Doğulu konseri dönüşünde , bindikleri taksiye arkadan çarpan bir minibüs neden olmuş kazaya. Neyse , artık önemi yok bunların. Okul olarak yas içerisindeyiz Tuğçe , okulun her bir köşesinde varlığın her zaman hissedilecek ve unutma , kimse seni 1 gün bile unutmayacak. Mekanın cennet olsun Tuğçe , senin gibi. Allah ailesine ve yakınlarına sabır versin..
"Üniversitemiz İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 1. Sınıf öğrencisi Tuğçe SAKARYA 1 Ocak günü sabaha karşı elim bir trafik kazasında vefat etmiştir. Tüm BahçeşehirÜniversitesi Ailesi'nin başı sağ olsun. Not: Cenaze İkindi Namazı'nda Erenköy Galippaşa Camii'nden kaldırılacaktır. Saat13:00'de Beşiktaş Kampüsü'nden araç hareket edecektir."
Medya Dün Kimi Transfer Etti?
Fanatik
Galatasaray: Vogel (Betis)
Beşiktaş: Sergio Almiron (Juventus)
Trabzonspor: Prica (Aalborg) , Eren (Basel) , Ceyhun (Unterhaching)
Fotospor
Fenerbahçe: Vagner Love (CSKA)
Galatasaray: Isaksson , Bojinov , Vassell (Man City)
Beşiktaş: Ze Castro (At. Madrid) , Majstorovic (Basel)
Trabzonspor: Prica (Aalborg)
Fotomaç
Fenerbahçe: Ronaldo (Milan) , Gilberto Silva (Arsenal)
Galatasaray: Lucescu (Shaktar)
Beşiktaş: Meite (Bolton)
Trabzonspor: Prica (Aalborg) , Serhat Akın (Anderlecht) , De Nigris (Gaziantepspor) , Selçuk , Burak (Manisaspor) , Eren (Basel) , Ceyhun (Unterhaching)
Vatan
Trabzonspor: Prica (Aalborg) , Eren (Basel) , Ceyhun (Unterhaching)
Milliyet
Galatasaray: Isaksson (Man City)
Beşiktaş: Majstorovic (Basel) , Ze Castro (Beşiktaş)
Hürriyet
Trabzonspor: Eren (Basel) , Ceyhun (Unterhaching) , Prica (Aalborg)
Sabah
Beşiktaş: Mariusz Jop (FK Moskova) , Ze Castro (At. Madrid) , Meite (Bolton)
Bir zamandır yazmak istediğim birşeydi bu , Alkım Kitabevi'nin bastığı Taraf gazetesi spor ekibinin yaptığı bir dalga. Müthiş bir olay bence , gazete elime geçtikçe yazmaya çalışacağım. Tek sorun gazeteden geçirirken kollarımın yalama olması oldu. Bu arada transfer şampiyonu yine yeni yeniden Fotomaç. Blog olarak el sallıyoruz kendilerine..
Paris Saint-Germain
Arsenal'den sonra en tuttuğum takımdır Paris Saint-Germain. İlk başlarda logosundan , formasından ve Weah'tan ötürü severdim , sonraları da bitmek tükenmek bilmeyen Fransa sevgim ve Paris'e yerleşme planlarından ötürü kendimi fazla oralı hissetmemden bla da bla. Kaç teknik direktör gitti geldi , kaç oyuncu yer değiştirdi ben sayamadım , keza her sezon başı transfer için alınan banka kredilerinden oluşan klüp borcunu da. Klüp bu sezon da düşme hattına yakında. Sezon başında Cousin , Traore , Rozenhal , Cisse , Kalou ve Rodiguez'e yol verdiler , dönüşümü ise sadece 4 oyuncu; Le Havre'dan Digard , Rennes'den Bourillon , St.Etienne'den Camara ve Rapid Bükreş'ten Bete Edel. Başarı hedefleyen bir takım için garip sular bunlar. Sonuçta , Le Guen klübü iyice batırdı aslında , normalde olsa bırakmaz Boulogne Boys ve Auteuil. İnanılmaz bir güven ve huzur ortamı oluşmuş durumda şimdilerde. Le Guen , Tigana ayaklarında , bu sezon geçiş dönemi diyor duruyor. Sinyaller Lorient maçında geldi , sahada altyapıdan 4 oyuncu; Mamadou Sakho , Loris Arnaud , Younousse Sankharé ve David N'Gog..
Branislav Ivanovic
Devlerden ilk bombayı bu yeryüzü üzerindeki en nefret ettiğim klüp olan Chelsea patlattı ne yazık ki. Kendisine bu blog'da yer vermiştik önceden , 8.9 milyon pound gibi kallavi bir ücrete ayak bastı Londra'ya. Carvalho'lu , Terry'li , Alex'li , hem de haftalarca gol yemeyen bir savunmada ne gibi bir arıza görüldü de böyle sağlam bir ücret ödenerek alındı bilmiyorum , ben pek şans vermiyorum bu mafya çocuğuna.
Filip Holosko
Millet işi gücü bıraktı , Slovak bir oyuncunun maliyetini konuşmaya başladı , çok önemliymiş gibi. Ama olsun , bizim de tuzumuz olsun şimdi bu çorbada. Bundan önce abuk subuk bir çok futbolcuya -6 yabancı sınırına rağmen- milyonlarca yeşillik sayılan şu ülkede , hatta bunun başını çeken Beşiktaş'ta , 2 sezon boyunca çılgın top oynamış , gol atmış , asist yapmış ve hızlı , fizikli ve teknik bir oyuncuya 5 milyon euro verilmiş , çok mu? Beraberinde verilen 2 oyuncuyu saymayacağım bile , Koray'ın bu ülkedeki en çok şişirilen oyuncu olduğunu hayli vakittir söylüyorum , eş dost bilir. Burak ise stres kırığı denen illete bulaştı bir kere , bu sakatlığın ne olduğunu ilk olarak Chicago Bulls ve La Lakers koçu Phil Jackson'ın kitabında okumuştum. Özetle söylemek gerekirse , ilerlerse adamı yürütmez bile , zıplamak falan imkansız hale gelir. Hatta az önce ben de stres kırığı oldum sanırım , bileği öyle bir koyduk ki masanın köşesine yazıyı yazarken , of da ne of.. Neyse , Holosko'ya geri dönelim. Kanımca , Türkiye'de stil olarak benzeri olmayan bir oyuncuydu. Lincoln'un Alex'i , Cisse'nin Linderoth'u varken , ikinci bir Holosko gösterebilir misiniz bana? Bu blog'a da Türkiye Ligi'nin bulaştırmış olduk böylece , vatana millete uğurlu olsun. Bir de; Cenk sana diyorum , yorumla bu yazıyı , anla..
02 Ocak 2008 Çarşamba
Pilot Takım Tottenham
Amacın şampiyonluksa yapabileceğin en iyi yöntem en iyi oyuncularını satmaksa , ne yaparsın? G.tünün üstüne oturur avucunu yalarsın. Tarihindeki en başarılı sezonun ardından , Michael Carrick'i , gelecek planları adına altına almayı düşündüğün Manchester United'a satarsan mesela olacağı ligde bulunacağın 12.sıra olur böyle. Mazaretin de , ama 24 milyon'du olur. Ramos'u da alsan , Jol'u da kovsan , fotospor'un ara sıra şansını denediği üzere Zidane'ı futbola döndürsen de çare etmez. Parlayıp da gitmeyen bir tek Ledley King oldu şu klüpten , onun da bacağını eline vermişlerdi zaten o dönemde. Yıllarca da diğer Londra takımlarının çöplüğü oldu Tottenham , Wise'larıyla , Pettit'leriyla ve onun gibi birçok abuk transferiyle.. Sıradaki yolcu da Dimitar Berbatov , sittinsene takımda kalmam demiş. Juande Ramos , aptal bakışlarının altında disiplinli bir herif , idmana çık siktir git demiş Berbatov'a. O da şimdi hayat ne güzelleri oynuyor , United bastırıyor , Chelsea hep bir üste çıkıyor , geriye de futbolcu çöplüğü Tottenham , kızgın hissedarlar ve konuşulan 26 milyon pound kalıyor..
Manucho
Mateus Alberto Contreiras Gonçalves , Angola'nın bağrından kopup Manchester yollarına düşmüş bir topçu. Arkadaş kimdir nedir önceden bilen duyan varsa , bir zahmet bizi de bilgilendirsin lütfen , google'da bile adamın kaydı nadir bulunuyor. Carlos Queiroz önermiş bunu Sir'e 6 ay önce , onlar da 3 hafta deneyip beğenmişler. Sonuç; 3 yıllık garanti kontrat. Neresinden tutsan düşüyor bu adam , genç yetenek desen değil , yaş olmuş 24. Sol kanat oynar diyorlar , yemezler , Giggs'le Nani kaplıyor orayı. Asıl mevkisi forvet desen gene sıkmıyor , orası da Tevez ve Rooney'nin tecavüzü altında. Nasıl bir transfer olduğunu , ne beklentilerle kadroya hem de 3 senelik uzun sayılabilecek bir kontratla katıldığını ben çözemedim. Bu da Roma'lı Zarineh'e benzedi ya da zorlasan Sergio Almaguer..
David Dein
Karizmayı kendisinden hiç beklenmeyecek şekilde çizdirenlerdendir Dein , hikayesi yazılası. Yaptıkları/yapmadıkları oranında hep fazlalıkları kalan bir adam David Dein. Arsenal'de de , federasyonda da 2.başkanlık görevini yürüttüğü yıllarda , Wenger'in eli ayağı olmuştu İngiliz yönetici , teknik ekip ile yönetim arasında kurulan bağın ta kendisiydi. Üç kuruş için klübü sattı dendi , klübü yabancılarla yürütmek uğruna Hill-Wood'a sırtını döndü dendi ancak kazın ayağı öyle değil ne yazık ki. Amacı , klübü zengin sahiplere bırakarak , Arsenal'i Wenger'in sihirli parmakları altında dünyanın en başarılı yapmaktı. Önce Özbek metal zengini Usmanov'la beraber çalıştı , hisselerini kendisine sattı ancak sert kaya Peter Hill-Wood'a çarptı kendisi. Hill-Wood kemikli adamdır , 3 kuşaktır başkanlık yapan Hill-Wood ailesinin son ferdi. Her neyse , Usmanov-Dein birlikteliği fazla sürmedi tabi , bu sefer de Amerikalı spor zengini Stan Kroenke'yle el sıkıştı. Önceden Usmanov'a satmış olduğu %14'lük hisseleri de geri alamadı tabi , eli zayıfladı Dein'ın.
Daha düne kadar tribünlerde şarkıları söylenen bir adama şimdilerde laf giydirilir mi? Futbol bu , tuhaf oyun , giydiriliyor bir şekilde. Halbuki kendisi Japonya'dan dönüşü sırasında Londra'da izlediği bir maç sırasında Wenger'i keşfederek ülkenin kaderini değiştiren kişidir. O zamanlar kendisi de bilmiyor tabi bu kadar isabetli bir karar verdiğini. Arsenal'in yıllarca geçtiği süreçte Arsene Wenger kadar onun da payı olduğu konuşulur hep , fransızın da kankası , hep al gülüm ver gülüm ilişkisi oldu bu ikili arasında. Dein artık yok işte , arkasından en çok ağlayanı da Arsene tabi. Şimdilerde ne Usmanov kaldı ne de Kroenke , harcanan kendisi oldu. Hill-Wood çekildiğinde zorlar o en üstteki koltuğu David Dein , doğru tanıdıysak bunca geçen zaman. Tek rakibi ise yine bir Hill-Wood , Peter'ın oğlu , Charles Hill-Wood..
Stop.
"Nedir yeni yıl için oluşacak mesajlar? Ben yeni bir küresel ısınma yılı daha istemiyorum mesela. Sanat olsun bu sene diyecektim , o da 2010 için randevulu. Hmm , Angelina Jolie bir çocuk daha evlatlık edinmesin mesela ya da yeni bir Britpop grubu daha türemesin lütfen. Her sene bir yenisi çıkıyor bunların , Razorlight'ınız da Arctic Monkeys'iniz de alın sizin olsun. Ünlü bir bayan , kendi camiasından evli bir erkeği kapmasın mesela bu sene , onlardan prim yaparak coşan yeni yeni Nihat Doğan'lar görmeyelim bu sayede ekranlarda. Bülent Ersoy tüp bebeğin ne anlama geldiğini öğrensin , kültür shock yaşatmasın. Fatih Akın daha çok film çeksin bu sene. Kazım Koyuncu mezarından ayaklansın , kendisini özleyenlere bir canlı performans daha sergilesin , sonra geri dönsün. Taksim'de daha çok etkinlik olsun bir de , her mevkilendiğimizde aynı yerlerde dönüp durmayalım diye. Etrafı öküzler kaplamasın , bolca kanguru olsun , sokak köpekleri kısırlaştırılmasın."
Gönderen
cogito
zaman:
02:23
0
yorum
Etiketler: mesaj kaygısı
Arsenal: 2-0 :West Ham
Arsenal: Almunia, Justin Hoyte, Toure, Gallas, Clichy, Eboue (Hleb 77), Fabregas, Flamini, Rosicky (Diaby 88), Eduardo (Walcott 63), Adebayor. Subs not used: Lehmann, Song Billong.
Goals: Eduardo 2, Adebayor 18.
West Ham: Green, Neill, Ferdinand, Upson, McCartney, Pantsil, Mullins (Camara 77), Spector, Noble, Ljungberg (Collison 37), Cole (Ashton 71). Subs not used: Wright, Tomkins. Booked: Cole, McCartney, Noble.
Att: 60,102
Ref: Chris Foy (Merseyside).
Gecenin kritik notu: Wenger , lütfen Diaby'den sol kanat oyuncusu yaratmaya çalışmasın.
31 Aralık 2007 Pazartesi
Eyvallah 2007!
Hayatınızın gidişatının değişmesi için ne kadar zaman gerekir?.. Bu yıl özel hayatımda tattığım Silvester Stallone filmleri güzelliğindeki nasibli aksiyon , o engebeli yolları geçtikten sonraki zaman diliminde daha güzel güfte ve birlikteliklere yol açtı. Birliktelik-ler diyip tekili çoğalttığıma bakmayın , lakin , buradaki amacım keyfekeder bir romantizmden öte , dünyanın 8.harikasını bulmuş olmam. "Burnunuzun dibindeki güzellikleri bulup çıkarmak her zaman sizin elinizde" pek yalan bir laf , kazın ayağı çoğu zaman bu şekilde armut piş ağzıma düş olmuyor. Yiyip yememe ve ya hazımsızlık mevzusu da değil anlatmak istediğim , hayatta , öyle ya da böyle , iyi ve ya kötü , bir şeyi elde etmek/kaybetmek istiyorsanız muhakkak o muğlak ve lanet ilk adımı atmalı , size yol-su-elektrik olarak ne şekilde koyacağını kafanızdaki "çöp niteliğindeki hafızalar" kutusuna buruşturup atmalısınız. Eyvallah 2007 , en ilginç 365-günlük zaman aralığımı yaşattın bana. Öyle ki , 2008'e girmek istemiyor , girsem de isteksiz uyanacağımı düşünüyorum her gün.. Hepinize mutlu seneler.. Ben ortalama bir yıl geçirirsem sevineceğim..29 Aralık 2007 Cumartesi
Everton: 1-4 :Arsenal






Everton: Howard, Hibbert (Johnson 71), Yobo, Jagielka, Lescott, Arteta, Carsley, Neville, Pienaar, Cahill, Yakubu. Subs Not Used: Wessels, Vaughan, Nuno Valente, Anichebe. Sent Off: Arteta (84). Goals: Cahill 19.
Arsenal: Almunia, Sagna, Toure, Gallas, Clichy, Hleb (Diarra 82), Fabregas (Rosicky 88), Flamini, Diaby, Bendtner, Eduardo (Adebayor 74). Subs Not Used: Lehmann, Senderos. Sent Off: Bendtner (74). Booked: Bendtner, Eduardo, Clichy, Fabregas, Flamini. Goals: Eduardo 47, 58, Adebayor 78, Rosicky 90.
Att: 39,443
Ref: Martin Atkinson (W Yorkshire).
Doğan Emültay
Koyu İzmirspor'lu bir aileden geliyorum. Dolayısıyla biz de gönül verdik lacivert beyaz şimşeklere vakti zamanından beri , babadan oğula geçme mevzusu işte. Ama o gönül ne gönül. Ortaokul , lise zamanları deplasman-iç saha farketmez amcamla giderdik İzmirspor maçlarına. Küçükköy deplasmanından , olaylı Salihli Belediyespor'una kadar.. Amcam , ailenin büyüğü ya , her maçta muhakkak İzmirspor tarihinden anlatırdı üç beş sürekli. Ağzından düşürmediği tek isim vardı , o da Doğan Emültay.. 2 gün önce 81 yaşında hayata gözlerine yumdu Emültay , bize de yadigar hikayeleri ve izmir yeşilyurt'ta anısına yapılan spor tesisleri kaldı. Aile dostumuzdu 'Doğan Amca' , oğlu Nihat Emültay bizim pederin küçüklük dostu , o vakitten beridir görüşürler. Çok koydu tabi bize vefatı. Ailesine allah sabır versin , acısını onlar kadar çekemeyiz ama bizdeki etkisi 6.0'dan çok daha büyük oldu , yüreklerimiz dağlandı.. Çok önemli bir spor insanıydı Doğan Emültay , İzmirspor'u İzmirspor yapan kişidir denir hep , ben yakalayamadım o jenerasyonu. Anlatılır teknik direktörlüğü..İzmirspor'da A takım ve altyapı koordinatörlüğü görevini yaptığı , ümit milliyi çalıştırdığı , -hafızam yanıltmıyorsa- genç milli takımı balkan şampiyonu yaptığı görkemli zamanlar , Arif Kocabıyık ve oğlu Nihat Emültay'lar.. 'Dolce Vita' Arif de çok üzülmüş , cenazedeymiş bugün , ben bilmiyorum tabi , amcam anlattı yine orada bulunduğundan , "hepimizin başı sağolsun , izmirspor'un başı sağolsun" dedi ve yine anlattı.. Doğan Emültay'ın futbolculuk hayatı boyunca İzmirspor formasını bir kez bile çıkarmadığını.. İzmirspor için Metin Oktay'lardan da , Arif'lerden de büyük olduğunu , ilah olduğunu.. Şimdi sırada Emültay ailesine yapılacak ziyaret var , acılarını görmeye yürek dayanır mı..Banu Emültay , Nihat Emültay , Cavit Emültay , Belgin Emültay(teyze) ..Başınız sağolsun..İzmirspor'umuzun başı sağolsun..
Juan Soler ve Valencia
Valencia'nın en büyük problemi değildi Quique , bazılarının fevri kararıyla sepetlendi genç teknik adam. Keza futbolcu ve sportif direktör olarak klübe yıllarca hizmet etmiş Amedeo Carboni de öyle. Peki bütün bu olumsuz hareketlerde parmağı olan şahıs kim? Ekim 2004'den beri klüp başkanlığı görevini sürdüren Juan Soler tulumbasından başkası değil tabi. "Bir futbol takımı nasıl yönetilmez?" sorusunun hayata verdiği tokat niteliğindeki cevap Soler. Kendisi emlak işlerinden parayı dönen bir iş adamı zaten , dünyanın en zegin 717.adamı. Klübü 2004 senesinde Jaime Orti'den devralırken başlamıştı çatlak sesler. Klübün Soler geldiğinden beri elde ettiği başarılar Rafa'lı dönemden kalan lig şampiyonluğu ve Uefa kupası sadece , onları da işin yarısından sonra yakalamış zaten. O geldiğinden beri Valencia'da 5 teknik direktör , 5 sportif direktör , 4 genel direktör ve hatta geyik olsun -ama gerçek- 3 de fizyoterapist değişmiş. Klübün Ekim 2004'de görevi devraldığındaki borcu 85 milyon pound iken , şimdilerde borç 185 milyon pound'un üzerinde geziniyor. Bu bıyıklı dayımızın son icraati ise genç nesilin gönüllerinin 'abi'si Quique Flores'i kovup , ibiş Koeman'ı takımın başına getirmek olmuştu. Biraz da o sulardan yürüyelim. Quique kovulduğu sırada Valencia , liderin 4 puan gerisinde ve Sevilla maçı hariç tüm deplasman maçlarını kazanmış durumdayken , Koeman'ın altında bu takım şimdi 26 puanla 7. sırada , liderin ise tam 15 puan gerisinde. Bu haber de blogu sürekli rahatsız eden "anynomous"a , yani isimsiz yorum yazıp saydıran o arkadaşa gitsin , ona da bir post gerekiyor elbet..Nicorette: Plasticine
28 Aralık 2007 Cuma
Audax Italiano
Audax Italiano , bundan onlarca yıl önce Şili'ye göç eden İtalyanların kurduğu bir futbol takımı. Amaçları o zaman için bu yeni kıtaya göç eden 'eski kıtalılar'ın tutunacağı bir dal olmak. Son senelerde çıkıştalar , geçtiğimiz sezonu Colo Colo'ya son maçta kaptırmışlar..lar..lar.. Peki bu takımdan ne şekil bir haber çıkar? Söyleyeyim. Chelsea'nin 7 milyon ödediği Franco di Santo onlarda. İtalyanların kapmak için uğraştığı Carlos Villanueva da onlarda. Bu liste de gidiyor epey , inanılmaz bir jenerasyonları olduğu konuşuluyor şu internet denen dipsiz kuyuda. Tamamen sallıyorum şimdi , Atletico Madrid , kapar Villanueva'yı. Udinese ve Milan da listede. Bizden ayrılmayın..
Şafak 5
Joey Barton'un Liverpool hadisesinden bu sabah bahsetmiştim. Hatta şöyle demiştim; "Bugünkü duruşma sonlanınca durumu elbet yazarız". Olaya karışan 3'lüden bir tek Barton yemiş cezayı , 4 Ocak'a kadar demir parmaklıklar arasında olacakmış. Bu Joey'in ilk hadisesi değil tabi. Sahanın ortasında götünü açmışlığı , sigaradan ceza yemişliği , otel kapısındaki bir taraftarı yumruklamışlığı , takım arkadaşı Dabo'yu hastanelik etmişliği , araba kazasıyla kol bacak ezmişliği falan var. Bu liste ve cezalar uzuyor da gidiyor. Big Sam çıldırıyordur şimdi , yanıyordur da ödediği 5.8 milyon pound'a. Newcastle'da işler zaten çok karışık. Sadece bugün bile 3 farklı haber vardı Magpies'le ilgili. Takım sahibi taraftarlarla aynı otobüste dönüyor Wigan'dan , otobüste taraftarların çoğu Shearer'ı istiyor , Big Sam oyuncularının çoğuna güvenmediğini söylüyor , Barton da adam dövüyor..
Jr. Buffon
Hey gidi Buffon hey.. Bunca sene her yerde hatunlarla objektiflere takıl , sonra gel baba ol. Neyse , her şey bir yana , yakışır dayımıza. Hürriyet tarzı sonlandırmak gerekirse; Gianluigi Buffon - Alena Seredova çiftinin bu sabah 03:48'de Louis Thomas adındaki bebeği dünyaya geldi. Yavrucak 3,5 kilo çekiyor ve 52 cm boyunda. Hoşgeldin Louis bebek..
2007'nin Futbol Olayı
2008'e sayılı günler kaladursun , bir futbol anketi yapalım bakalım. Sizce 2007 yılı namına en büyük futbol olayı neydi? Kısıtlı bütçesi ve adı sanı duyulmamış oyuncularıyla ligi 3.bitirip Şampiyonlar Ligi elemelerine kalan Toulouse , Brezilya'nın en büyük klüplerinden Corinthians'ın derslik küme düşüşü , Antonio Puerta'nın vefatı , 8-0'lık Anfield Road rekoru , Sevilla'nın üstüste 2 defa UEFA Kupası'nı müzesine götürüşü ve İngiltere'nin Euro 2008 elemelerine kalamayışı listedeki adaylarım. Benim aklıma gelmeyip , sizinkine gelen bir şey varsa buyrun yoruma ekleyin..
Horacio Elizondo
2006 Dünya Kupası finalinde Zidane'ı atan adamdı Elizondo , adam haklı olsa bile ona da kızdık bizim 'peder'i oyundan attı diye. Çok sular aktı köprünün altından o zamanda beri; Zidane hayatına devam etti , Materazzi ikinci kez kafayı yedi bu sefer Del Vecchio'dan , Matrix kitap çıkarttı , Calciopoli patlak verdi , Juventus düştü çıktı derken.. geldik 2007 senesinin sonuna. Elizondo şimdi ne yapar , ne yer ne içer , diyorsanız söyleyeyim. Horacio Elizondo , artık Arjantin Hakem Komitesi başkanlığını yürütüyor.. Matrix napıyordur bilmem de , Zidane eşiyle St. Laurent'te oturmuş sabah kahvaltısı yapıyordur şimdi..
"Guardate, affermerà forse mostrando i fotogrammi incriminati della finale e l'espulsione di Zidane, è questo il coraggio che ci vuole per essere buoni arbitri. Capito Zizou? "
Kontak Joey
Sakat herif şu Joey Barton.. City'deyken çıkarmadığı olay kalmadığından sezon başında Newcastle'a şutlamışlardı bunu. Bir City antrenmanı sırasında takım arkadaşı Ousmane Dabo'yu nah yukarıdaki hale getirmişliği vardır Barton'ın. Bu olay mahkemelik bu arada , duruşması da 2008 yılında görülmeye başlanacak. Kardeşi de bi ayrı kontak bu herifin , 2005 senesinde ırkçı cinayetten 18 yıl yemişliği var , şimdi şafak sayıyor demir parmaklıklar arasından. Barton'ın şimdiki vukuatı Manchester'dan da Newcastle'dan da uzakta , Liverpool'da gerçekleşmiş , adam global çalışıyor. Liverpool ne alaka demeyin , adam sakatlanınca memleketine kaçmış işte el öpmeye. Neyse , sabah 5 sularında liverpool şehir merkezinde iki adam bilinci kapalı ve yaralı şekilde iki seksen yerde bulunuyor. Suçlamalar Barton ve biri kadın olmak üzere 2 kişiye daha yönelik. Bu üçlü bugün mahkemeye çıkarılacak , ağız burun kırmak suçundan , sonuçları elbet yazarız buradan. Bu yazıdan çıkartmamız gereken sonuç ise şu; yolda Barton'u gördün mü yolunu değiştireceksin..
Haftasonu Futbol Yayın Akışı
17:00 Chelsea - Newcastle United (fox tv)
17:00 Celtic - Gretna (business channel)
19:20 Coventry City - Ipswich Town (business channel)
30 Aralık Pazar
13:30 VVV Venlo - Ajax (business channel)
15:30 PSV Eindhoven - NAC Breda (business channel)
18:00 Manchester City - Liverpool (fox tv)
UEFA 2007 Yılın Takımı Ödülleri
uefa.com , 2007 yılının altın 11'ini seçmenin peşine düşmüş yine , her sene sonunda olduğu gibi. Geçen sezonun altın 11'i yukarıdaki gibiydi. Şuradan oyu verdiğiniz şekilde , kendi ilk 11'inizi belirleyebilirsiniz tabi. Benimki şu şekilde oldu;
27 Aralık 2007 Perşembe
BRIS: Help
Sana Diyorum Kardeşim
Kare dün akşamki Liverpool-Derby maçından. 'Kop' menajeri Benitez ve Derby menajeri Paul Jewell hararetleniyorlar. Husumet Voronin'e yapılan sert bir faul sonrası çıkmış. Rafa , "faul sertti , diğer menajer artistlik yaptı" demiş , Jewell da "bizde yamuk olmaz" tarzı şeyler zırvalamış. Acaba yukarıdaki kare yaşanırken nasıl diyaloglar geçmiştir? Rafa tam "çakarım ağzının ortasına" der gibi durmuş. Jewell'ın sırtı dönük. Acaba Rafa'ya "pipini keserim akıllı ol" demiş midir?. Monitör önündeyken insan küçük şeylerden büyük heyecanlar elde edebiliyor , evet..
Bidon 11
Madem L'Equipe yapmış bir 'greatest hits' 11'i , biz de ilk yarının bidon 11'ini seçelim. Adriano bi kere kafadan girer bu listeye , plasem ise Dida. Gilardino da bu listede dışarıda kalır mı? Hep İtalya gittim , biraz da bizim diyarlara geleyim. "Türkiye'nin Maradona'sı olurum" diyen Higuain kuvvetli ihtimal bu listeyi zorlayacaktır. Adriano ve Gilardino forveti kaplıyor , hangi formasyon olacak bu sefer? Savunmadan Toure'yi koymak istiyorum üzülerek de olsa. Kapılar açılır , isteyen yazsın yorumuna 11'ini , isteyen tekten de gidebilir tabi.
Kişisel ampullerim şunlar; Dida - Ivan Cordoba - Kolo Toure - Kompany - Paulo Ferreira - Sergio Almiron - Edgar Davids - Tiago - Djibril Cisse - Adriano - Gudjohnssen
Durex Extra Large: Beach
Dida El Salla
Hayrettin Demirbaş tarikat işleriyle uğraşadursun , San Siro curva'ları el sallıyor artık Dida'ya. Kredisini doldurdu doğal olarak , onu şu aşamadan sonra 24 televizyonu spikerleri bile kurtaramaz tabi. Bu adamın ilk geldiği zamanlardan beri dananın teki olduğunu söyleyen bir ben olamam , zaten o seferinde tutunamamış , ülkesine geri dönmüştü arabım. Şimdi haber Gazzetta'dan. Milan brezilyalının boşaltacağı yeri Frey'le doldurmak istiyor. Geçenlerde başka bir haberde de Doni ismi geçiyordu mesela , ucundan kıyısından ümit milli takım kalecisi Amelia da giriyor listeye. Zaten uzar gider bu , bir makale yazacaksan , içinde bir de dev varsa , yazacaksın ülke sınırları içerisindeki bütün iyi kalecileri. Berlusconi , Buffon'u sevmez diyor italyanlar , burdan blog olarak bileğimize kuvvet bir el hareketi çeksek mi ki yaşlı kurda?..
Gittim Aldım Geldim
Gönderen
cogito
zaman:
12:39
0
yorum
Etiketler: ben, futbol, çizgiroman
Portsmouth: 0-0 :Arsenal
Vay babanın kemiğine.. Sen ilk yarının bitimine kadar lider götür , son maçta git elinle bırak liderliği. Bizim çocukların bacakları bitaraflarına kaçıyor bazen. Adebayor sahadaki duruşuyla bile bağırıyor "ben yetersizim" diye bangır bangır. Bu adam dingilin teki. 4'lü savunmamız ve 5'li ortasahamız şahane ancak tek forvetimiz "yeterli" olmayınca olmuyor. Bu takım ligin önümüzdeki 6 ayında muhakkak çift forvete dönmeli , Wenger de sinyalleri çakıyor zaten bir süredir. Wenger demişken , yine öttü Fransız , Portsmouth top oynamıyor , oyunu katlediyor gibisinden. Redknapp gideri iyi yapmış , 1-2 ay susar bizim monaco çocuğu. Yukarıdaki fotoğraf da Tomas Rosicky'nin neredeyse 90'a giden bir şutunun David James hayvanı tarafından kurtarılması durumunu içeriyor. Hayvan diyorum çünkü , o top , o kavis , o hız , o köşe , hem de çift el topu kavrayış.. Turgay Şeren iyi demiş; yok ebesinin.. diye..
AS Nancy-Lorraine
Aralık ayı World Soccer'ını okuyordum az önce. Konu kıtlığı yaşarken gül gibi geldi canım britanya dergisi. Her sene Gana'dan Fransa'ya , Asya'dan Güney Amerika'ya kadar her yerden çıkar bir başarı hikayesi , çoğu da söner gider. Bu sene ise , al sana Nancy. Bu başarı hikayeleri çeşit çeşit.Tamamına yakını paraya kıyarak birbiriyle uyumlu bir kadro oluşturur bu örneklerin , Nancy ise onların tam tersi istikamette gidenlerden. Hikayenin başlangıcı Ekim 2002. '95-2000 yılları arası bu klüpte santrafor olarak görev yapmış olan Pablo Correa takımın başına getiriliyor bu tarihte , yanında da sağ kolu Paul Fischer. 3 sezon boyunca Ligue 2'de oyalanıyor Nancy , yeni menajerinin altında. 2005'in ilk yarısında ise şampiyon olup en üst lige çıkıyorlar.. Nancy , şimdi 35 puanla , Lyon'un ardından 2.sırada. 19 maçta yedikleri 11 golle ise bu istatistiğin en tepesindeler. Ligin en az yenilen takımı (2) ve evinde namağlup ilerleyen tek takımı an itibariyle. Ancak olay bu değil; Nancy'nin kadrosundaki oyuncuların %80'i 2003 yılından beri bu takımda ve bu sezona girilirken yaptıkları transfer sayısı 0.. Al sana istikrar. Bizim -sözde- büyükler de kıvransın başarı başarı diye , 3 galibiyetlik seriye de istikrar adını taksın..
26 Aralık 2007 Çarşamba
Billy Sharp
Fotomaç çocuğundan , Sheffield çocuğuna geçelim. Billy Sharp , '86 doğumlu , halis mulis Sheffield mahsulü. Onunki de bir Orkun Uşak hikayesi. 16 yaşında giriyor memleketinin en büyük takımına , 19'unda kiralanıyor Rushden&Diamonds'a pişsin daha da alt liglerde diye. Yerel ligde 9 golü attığı gibi gidiyor Scunthorpe United'a , elinde bonservisi. Bu arada aşık oluyor Rushden taraftarı ona , son saniye golüyle takımının düşmesine dur diyor. Neyse , Scunthorpe'da 2.5 sezonda atılan 53 gol , onu en üst ligden yeni düşen memleketi takımına getiriyor. Şimdi Premier Lig takımları peşinde. Memlekette şu sıralar Holosko'nun kaç para edeceği konuşuladursun , alın size adam gibi adam işte. Abidik gubidik adamlara 3-4 yıllık kol gibi kontratları vereceğinize , verin 2 milyon pound'u bu 21 yaşındaki herife.. Peki Holosko 6 milyon eder mi? Eh artık..
Fotomaç Çocuğu
Önce Adriano beach partilerden uzak kalmamak için döndü memleketine , fotomaç kan kaybetti. Brezilya başbakanı , Parreira'yı "Ronaldo , hakikaten göbekli mi?" diye arayadursun , Flamengo yönetimi tombiği istiyor. Buna "rüya" diyorlar , rüyayı gerçekleştirmek için açacaklarmış paranın musluğunu. Amaç Libertadores. Peki Ronaldo artık direk olarak bir kupa eder mi? Yok artık , nostalji iyidir. 3-5 maç koş , yoruldun mu kullan saç ilacını , dinlen 3 ay işte. Onun da dökülür saçları elbet.. Fotomaç bu transfer için fifa'dan gözlemci istesin artık.
İngiliz Bunun Neresinde?
Wenger kiliseye gidip fazla yabancı oyuncu oynattığı için günah çıkarmış mıdır? Çıkarmışsa eğer , pederin telkini ne olmuştur? Bilemiyorum ama şu geyik ilginç; Wenger , Almunia'nın İngiltere milli takımına seçilmesi gerektiği konusunda ısrarcı şu sıralar. Almunia , Haziran'da İngiliz vatandaşlığına geçmek için yeterli olan süreyi dolduracak , e , hali hazırda matadorlardan bir istek de gelmedi kendi öz çocukları için. Wenger bazen boş konuşuyor. Hikaye nasıl gelişir , sonu nasıl olur kestiremiyorum , Fab gelenekçi adamdır , 3 aylık kaleciyi yutacak balık değil kendisi. Arsene gitsin Almunia'yla beyaz mocha içsin , Britney'nin ikinci hamileliğini falan tartışsın..
24 Aralık 2007 Pazartesi
Micah Richards
Manchester'da skandalların biri bitmiyor ki diğeri başlasın. Şimdiki haber daha da bomba. Micah Richards ve kim olduğu bilinmeyen bir diğer Premier Lig oyuncusu , Manchester'daki bir otelin tuvaletinde bayan bir arkadaşla akraba olmuşlar. Ee?.. demeyin , yaptıkları boku telefonlarıyla çekip bir de herkese yollamışlar , "benimkinin boyu Micah'ınkinden büyük" hesabı. Kiminki burun farkıyla kazandı bilmem de , cezanın bu sefer ardı arkası kesilmez. Bu da Manchester çekişmesinin başka bir boyutu işte. Önce United , sonra City , haberi yayınlayan News of the World de anket yapmış "verilen ceza ne olmalı?" baabında , bazıları "ablalar hatalı" bile demiş. Sven Göran da oy atmış mıdır? Video'yu izlemek isteyen buraya baksın..
Volkswagen Golf: Recycling Campaign
Advertising Agency: DDB Berlin, Germany
Creative Directors: Amir Kassaei, Bert Peulecke, Stefan Schulte
Art Director: Tim Stuebane
Copywriter: Birgit van den Valentyn
Graphic Designer: Jussi Jaeaeskelaeinen (?)
Photographer: Matthias Koslik
Published: December 2007
Baptista Kime Attı?
Libidodan sallamanın en kötü sonuçlarını bu blog aracılığıyla görebilirsiniz sevgili okurlarım. Xavi atar dedim , patladı. Marcelo illa ki kendini gösterir dedim , yedek klübesindeydi. Tek sevinç kaynağım Oleguer'in oynamaması oldu ki , o da tribünde yarım ekmek kokoreç yiyordu kameralara yakalandığında. Maç geneli itibariyle içimi baydı. İki taraftan biri iyi olmadı mı ne El Clasico kalıyor ne bir şey. Ronaldinho , Fatih Ürek gibiydi , kıvırttıkça kıvırttı. Iniesta her topta ağladı , bir tek Eto'o delikanlı gibiydi , onun da dünkü oyununun Ali Lukunku'dan bir farkı yoktu. Messi yoktu tabi bir de , de , olsa bir şey değişir miydi? Zannetmiyorum , Barça'nın sorunu Messi'ymiş , Roni'ymiş , Rijkaard'mış değil sadece.. Bu takım 2 yıldır sadece kavga ediyor , görmüyor musunuz?

23 Aralık 2007 Pazar
Camp Nou
Karacan'sız Bir El Clasico
Derbiye kaldı yarım saat. Nou Camp nasıl olmuştur şimdi , geride kalan "gidip görülesiler" listemde ilk sırada. Orada da bizdeki gibi derbiler öncesi oyuncuların yaktığı kaloriye kadar giden istatistikler dökülüyor , 4 puan önde olan taraf için "stressiz çıkacaktır" , "derbiyi önceden tatmayan oyuncular var , bu avantaj" tarzı sikindirik yorumcular televizyon ekranlarında boy gösteriyor mudur? Rijkaard'ın suyu kaynadı diyorlar , ben ise Barcelona gibi bir takımın devre arasında teknik direktör değişikliğine gideceğini zannetmiyorum. Schuster ilk 'gerçek' maçına çıkacak , yeterlilik şimdi sınanır işte. Hakem ise Aceto'nun yazdığı üzere Madrid'in uğurlusuymuş , gerçi bir şey değiştirmez ya.. Kafamda kalanları düşeyim; Roni , 2 gündür Barcelona medyasının kapağından düşmüyor , Rijkaard'ın kafasında bir şeyler olabilir. Marcelo bu maç kendini illa ki beğendirir. Xavi'ye de golümü yazıyorum , mümkünse frikikten olsun. Rıdvan ise yine kritik , gider de yine Oleguer dümbüğü oynarsa Rijkaard'a "yıldızlı bok iyi" veririm. Kadrolardaki en büyük eksik Okay Karacan. İlk kez terlemeden el clasico izleyecektir , eşine çocuğuna anlatır artık maçı evde. Spiker kim olacak? Güntekin olmasın.Bir tane kısa saçlı bir dallama var , o hiç olmasın. Olcaksa Ömer Üründül olsun , kulaklarımız da terimlere doysun..
Inter: 2-1 :Milan
Anacım ne güzel maç oldu öyle. Milano'ya dar gelen iki dev , güzel futbol , güzel goller , bir tek spiker tırt. Abuk bir fair-play görüntüsüyle başladı maç , Maldini'nin Mancini'nin yanağını bir sıkışı vardı ki , of da ne of. Halısahaların ustasıyım , frikiklerin hastasıyım. Bu gözler ebediyen kapanana dek 1-smaç basamayacağım , 2-serbest vuruştan gol çakamayacağım heralde. Bunu niye diyorum peki? Pirlo yine çaktı frikikten de ondan. Cruz bela golcü , korkulur. Dida da hayrettin gibiydi bugün , Cambiasso'dan bir gol yedi , alnına "ben düdüğüm" yazan bir kağıt yapıştırsa az kalır. Bu spikerde Milan sempatizanı (kelimeye gel) olabilir , Dida'yı savunmak için yırtındı durdu. Bir de sol ayağıyla şutu çeken Cambiasso için "zayıf olan sol ayağıyla vurdu zaten" demez mi.. 1 saat sonra El Clasico , buna da yeni bir post gerekir..
Anastasia Kosenkova
Hatun kim derseniz söyleyeyim. Belarus'un müzik listelerinin ilk sırasında yer alan topless grubunun nastya'sı , Hleb'in manitası.
Gönderen
cogito
zaman:
19:00
0
yorum
Etiketler: arsenal, femme de fatale, futbol
22 Aralık 2007 Cumartesi
Kıraç
Öküz altında buzağı aramak diye buna denir heralde. Kıraç , geçtiğimiz çarşamba günü oynanan Chelsea maçında vuku bulan olayda John Obi kardeşimize arkadan çift giriyor. Hakem uzatıyor kardı , kafada kırmızı bir renk. Kıraç dayanamıyor , koridorda Lig tv çalışanlarına "Portakal soyulur mu , yabancı futbolcunun tadına doyulur mu" ekseninde bir demeç veriyor. Film burada kopuyor. Obi'nin menajerlik şirketi , SEM , insan haklarına gideceğiz , Avram Grant ise akıllı olsun topoşluk yapmasın diyor. Dediklerinde pek bir şey yok çocuğun , tabloid basını "foreigners" kısmına takıyor kafayı. E bu ırkçılıksa o zaman , Ömer Üründül de ırkçı , Rıdvan da , Kazım Kanat ise Adolf'un kankası..
“Foreign players have brought a lot to our game but that’s something you don’t want to see. I didn’t catch Mikel but he’s gone down like he’s been shot."
22:16
Ali Aydın'dan giriyorum şimdi , Rizeli Gustavo'ya çift sarı kartta kırmızı çıkarmadığında yol yordam bilmeyen medyamızı oyalamıştı uzunca bir süre. Şu anda Roma-Sampdoria maçını izliyorsanız eğer aşırı heyecan yapan spikerinizden duymuşsunuzdur; Sampdoria'lı Lucchini 17 ve 43.dakikalarda sarı kart görmesine rağmen kırmızıyı yemedi. Maç hala devam ediyor , dello Sport'tan da ses soluk yok henüz. Ali Aydın astı düdüğünü , mahalle baskısı aynısını Di Mantova'ya yaptırır mı? Kelle istemez İtalya basını da , federasyon affetmez , keser adamın emanetini. Peki bu tarihte kaçıncı? Bilmem bilemem , kassam bulamam istatistiğini ama hatırlıyorum , Essien'e geçen sezonki Liverpool maçında geçilmişti bu kıyak , Rob Styles tarafından. E bitti dağılın , diyeceğim de livescore gibi olduk anasını satayım , buna yanarım..
Mahallenin Yeni Çocuğu
Fulham taraftarlarının Ayşe Arman'lık durumunu yazmıştık kısa süre önce. Gün doğmuş olacak ki Fulham'ın petrolcü babaları takıma Bilic dayıyı getirmek üzere -imiş. Mahallenin yeni çocuğu olacak Bilic , yeni gelenler pek sevilmez başta ada kıtada , hele de kan akıtıp ruj dedirttiysen önceden. Fulham'da iyi iş çıkarır mı , sıpaları adam eder mi bilinmez de bu küpeyle , bu sigarayla yakarlar canını Slaven , yeni çocuğu döverler. Hayat da ne güzel be , hakikaten vapurlar falan..
Arsenal: 1-0 :Tottenham
Dönüşü topçularla yapmak yakışırdı bize. Yeşil sarı kupona doldurmuştum bu maçı , yanıltmadı çocuklar sağolsun. Bizde Clichy diye bir topçu var , 5 yıllık bedava tatil pakedi verip Çin'e yollayası geliyor insanın. Orta açmayan kanat , savunma yapmasını bilmeyen müdafa (tribute to:üründül) olur mu? Oluyor işte.. Henry'den sonra Adebayor karın ağrıtıyor , gitsin o 10 golünü başka sularda atsın. Ha maç gidiyordu bi de; Keane denen Okan Öztürk'ümsü topçu önce üst direği öptü alt dudaktan , sonra da penaltıyı verdi Almunia'nın kucağına kucağına. Bendtner de yukarıda "ananızın gözüne.." yapıyor , sokuyor da sonra kafayı..
19 Aralık 2007 Çarşamba
Bir Garip Not
Bayram dolayısıyla memleketteyim şu sıralar. "Ara verdim birkaç gün yazmayacağım" deyip de dayanamayıp yarın bir post kondurursam şu fakirhaneye lafımı yemiş olmak istemiyorum. Yarın olur gezilir tozulur , akşam pes atılır falan derken yiyebilirim kısacık 24 saati , sonrası da meçhul tabi yazmak gerekirse. Cumayı görürüm , pazarı görmem diyorum ve sizi aceto'nun keşfi Bettina Zimmerman ablayla başbaşa bırakıyorum.
Akşam da d smart'ı olmayan , açsın tv8'i , kırsın dizini Chelsea-Liverpool maçını seyretsin..
Alberto Aquilani
Temiz topçudur Aquilani. Ağabeyleri Totti ve De Rossi gibi Roma çocuğudur , kale arkasından gelir. Sene başında Wenger çok mum yakmıştı bu adam için , Aquilani bırakamadı toprağını. Para pul önemli değil dedi , geldiği yerin , kale arkasının yavuklusu oldu. Şimdi Valencia ve Inter de sırada. Nefesleri tutabiliriz , Moratti ilk kez fm'den yapmıyor transferi. Monaco'dan Menez ve Sevilla'nın italyan çocuğu Maresca da kıskacındaymış Mancini'nin. Bu arada fotoğraftaki konsept yine aynı; yılbaşı. Ne büyük olaymış arkadaş yukarı coğrafyalarda şu yılbaşı , bizde olsa alırsın eşi dostu , geçersin halit kıvanç'ın karşısına , vurursun büyüğün gözüne..
Buy A Boss For Christmas!
Bomba eBay'den.. Bir Fulham taraftarı menajerleri Lawrie Sanchez'i satılık listesine koymuş profilinden. Açılış 9 dolar , 23 teklif ise sırada bekliyor. Şerefsizim aklıma geldi desem inanır mısınız? Ben inanmam. Zückerberg avucunu yalasın..
He's available now for a quick sale
His natural inability to manage at club level
Very loyal (as long as you are Irish)
Willing to give all the squad a run-out, even if they are local lads from the pub
Gönderen
cogito
zaman:
15:48
1 yorum
Etiketler: futbol, yaratıcılık
Roque Santa Cruz
Bundan güzel topçu ismi olur mu? Olmaz.. Şu ana kadar -Copa America hariç- hep yokları oynadı. 18 yaşında geldi Münih'e. Hitzfeld , Makaay'ı Elber'i yolladı bir nebze bu adam yüzünden , takımın geleceği dedi durdu. Kendini yaktı Hitzfeld. Adı türk basınında Roque "the geldi gelecek" Santa Cruz'a çıktı. Blackburn'de kendini buldu sonunda , 16 maç 7 gol. 4 günde 5 gol attı bu hafta; Önce Pazar günü Wigan'ı bombaladı , dün de Arsenal'i.. Genç Semih gibi kendi yaşlandı Roque , adı genç kaldı. Yaşı 26 olsa da artık , Avrupa futbolu için "genç" hala. Kariyeri nasıl şekillenir bilmem , 5 sene daha tutunur oralarda , 33'ünde de Cimbom'a gelir. Olur bu..
Afrika Uluslar Kupası
Pis olay şu Afrika Uluslar Kupası. Tarihi çok yamuk , yıldızların kapitalizmin baba klüplerine bile kafa tuttuğu bir organizasyon , endüstriyel futbola en güzel cevap.Drogba , "tutmayın gidecem" dedi. Gitti ama ülkesine değil , rehabilitasyon odasına. Şimdi de Song tutturmuş Kamerun'a gideceğim diye. Şimdi başlar transferler yeniden. Chelsea , Anelka'yı kapar , Galatasaray da Feldkamp öbür dünyaya ekspres uçuş yapmadan bulur iyi bir savunmacı , vasiyet niyetine. Bu gider de gider. Uluslar Kupası'na dönelim. Bu sene Gana'da düzenlenecek turnuva , favorim Gana. Fildişi Sahilleri ve Tunus ise plaselerim. Sallıyorum , Yakubu gol kralı olur..
18 Aralık 2007 Salı
Göztepe: 7-0 :Özdere Bld.
Sabah saatlerinde İstanbul-İzmir seferine çıktığım için geciktik biraz tabi. Göztepeli değilim , sabah Hürriyet Ege'yi okurken gördüm bugün 14:00'da maç olduğunu , gideyim dedim. Avrupalı buna ne diyor bilmiyorum , Göztepe , bizim yazlığın belediyesine 7 tane attı durdu. Maçın yıldızı "10 atın 10"cu ağabeydi , bu cümle yüzünden de fair-play yanlısı daha da yaşlı bir amca arasında tartışma çıktı açık tribünde. Özdere kalecisi sinyalleri maç öncesi ısınırken veriyordu gerçi , bir kaleci her topu elinden kaçırır mı? Kaçırıyormuş. Göztepe'de 11 numara vardı , brezilyalı , Sergio.İnsan amatör kümede görünce yadırgıyor tabi. Özdere'de bir savunmacı vardı , 1.60 m'yi geçiyorsa blogu özelleştirme namına yabancılara satarım. Biraz da fussball manager ağzıyla konuşayım , Göztepe'de 4 numara müthiş topçu..
17 Aralık 2007 Pazartesi
Bir Bayram Vardı , N'oldu Ona?
Laudrup'u Barcelona'dan Madrid'e götüren adamdır Bayram Tutumlu. Kendisini tanımam etmem ama gazetelerden okuduğum kadarıyla bir "şebek" havası alırım hep. Ne zaman üç büyüklerle ilgili bir yabancı transfer haberi geçse , adı kondurulur BT'nin , farzdır bu. Bayram aşağı bayram yukarı , telef olur adam ama işinin erbabıdır.. Neyse , soracağım başka tabi. Geçtiğimiz haftaların birinde Tutumlu'nun ispanyol Levante'yi satın alacağı haberleri çıkmıştı medyamızda. "Türk futbolcusunun gücünü Avrupa'ya göstereceğim" diyordu da , Non-European kurallarını atlıyordu tabi. Aldı mı almadı mı bilmiyorum , bilen varsa , pas geçmesin , beri gelsin..
Sonic Youth
Seveni dinleyeni çok var bu morukların buralarda. Birkaç sene önce uğramışlardı buraya , önce İstanbul sonra Ankara istikametinde. Thurston Moore , eşi Kim Gordon , Richard Edson , Lee Ranaldo , Bob Bert beşlisinin 80'lerin başından beri işlettiği bir grup bu Sonic Youth. Avantgarde noise diyorlar türüne. Nirvana'nın , şunun bunun taptığı bir topluluk bu , zaten Kim , Cobain'in kankası. Confusion is Sex tadından yenmiyor , Goo ise.. off! Ablamızın altında mini , ayağında konvers olduğuna bakmayın , 50'yi aşkın bir hatun aslında. Onun da çok seveni var buralarda.. Evet , evet..
Ola Toivonen
Ola , 21 yaşında bir oyunkurucu , farkı ortasahalara göre garip kaçan 1.90 m'lik boyunda değil tabi. Çocuk çok yetenekli , uefa.com'a giderayak selam olsun , o coğrafyanın en yetenekli genci olarak lanse ediliyor. Gattuso'yla Pirlo'yu birleştirin işte sana Ola diyorlar. Geçen sene ülkesinde "yılın parlak delikanlısı" ödülünü kazanmış. Oralarda ligler garip tarihlerde başlayıp bitiyor , o yüzden Haziran'dan çok önce gelebilir aşağı kıtalara..
Dinamo Kiev A.Ş.
İngiliz Daily Mail'in anketinde ilk üçe giren oyuncular , eski dostlar; Rebrov & Shevchenko. Anket ise tahmin edebileceğiniz üzere "en tırt ukraynalılar" değil , "Premier Lig tarihinin en fos transferleri". Ankete katılan 6.667 kişi. Şevki oyların %40'ını almış , bu da 2.587 oya denk düşüyor. 2.sıraya ise Veron'u buyurmuş adalılar , o da şevki'den eksik kalmasın , 1.069 oy toplamış. Rebrov ise 52 maçta attığı 10 golle 3.sırada. Canına yandığımın futbol dünyası , bu adamlar neydi bir zamanlar. Yamulmuyorsam yarı finale kadar çıkmıştı o zamanki Dinamo Kiev ve hatta yine yamulmuyorsam (ki eminim , gördüm) bize 3-1 çakmışlardı bundan bir 10 sene evvel. Küfürlerim doğru yere ulaşmış demek ki.. Acaba bu listede geçen sene Gaziantep'te oynayan , yıllar önce Wenger'in güzel duygular besleyerek aldığı Diawara var mıdır? Yoksa ağızlarına tükürürüm , gördüğüm en kötü oyuncuydu lakin..
AC Milan 1961/1962
Nereo Rocco'nun Milan'ından bahsetmiştik. O zamanki altın 11'den bir kare. Yanardöner bakışlı kaleciye hasta oldum..
16 Aralık 2007 Pazar
Bilgehan Demir
Fox tv spikerlerinin Arsenal maçlarını nasıl anlattıklarından bahsetmiştim. Bugün ise gördüklerimin en fenası yaşandı. Yahu , tamam anladık Sir Alex hastasısın , da , bu kadar da olmaz be birader!.. "Ashley Cole , şu an Arsenal'e bir gol atsın isterdim." , "Tuncay geçen hafta bu takımı yenmişti" , "Bunlar zamandan yeme şeyleri" (gıcık bir ses tonuyla) ve not etmeyi başta akıl edemediğim birkaç tanesi daha.. Allahtan şarap hacılamışım önceden maç için , yoksa bu kadar sakin olabilir miydim bilemiyorum.. Alırlar façanı Bilgehan..
Arsenal: 1-0 :Chelsea
TT'nin azizliğine uğradığımızdan Liverpool yakasını yazamadım tam vaktinde , sağlık olsun. Eğer oldu da kazanamasaydık , faturası ağır olurdu. Gallas sağolsun ilk yarı biterken soktu gözüne gözüne. O an kale arkasından beterdik , yok böyle sevinç. Ashley Cole orospu çocuğu , maçın sonunda yaptığın hareketi unutmazlar. Dönüp dolaşıp yine sana çarpar o tokat. Geçen hafta yenildiğimizde , Cesc'siz , Hleb'siz , Flamini'siz , van Persie'siz buraya kadar demiştim. 2 maçı da izlediyseniz eğer Arsenal'in oyunundaki farkı çok iyi görmüşsünüzdür. Takımın 4 sigortası , daha ne olsun. Bir kez daha diyorum; Son yıllarda bundan daha iyi oynayan bir takım daha yok! Maçın yıldızı Bilgehan Demir'e de bir post geliyor şimdi..
Guerrino Capello
Fotoğraftaki şahısın adı başlıkta , kendisi Fabio Capello'nun babası oluyor. Geçti ya artık pub'cıların başına , e bi de kol gibi 8.5 kağıdı ödeyecekler , bari aile ağacını çıkartalım demiş İngiliz basını. Don Fabio'nun babası Nazi konsantrasyon kamplarından kurtulan bir askermiş , fotoğraf da o zamanlardan. Bir de şu var; Dayı koyu bir İngiltere taraftarıymış , o yüzden yazıyorlar şimdi Fabio'nun vesikalığının altına , "doğuştan beri İngiltere taraftarıyım" diye (tribute to: zlatan). Zorladın mı , buluyorsun bizden birşeyler bu batılılarda..
Milan: 4-2 : Boca
Acaba Maradona maçı izlemiş midir? İzlemişse eğer , söyleyeyim , 1.5 saat sonra United'ın maçı var ey Diego. Japonya'da bulursun muhakkak naklen yayın. Milan , Boca'yı Dünya Kulüpler Kupası'nda 4-2 mağlup etti az önce biten maçta. Kaka 1 gol , 2 asist.. İkinci yarı Milan bindirdikçe bindirdi , Boca'nın pili bitti tabi.Enerji kalır mı bu takım karşısında rakip takım savunmacısıysan? Cepheden Kaka , arkanda Inzaghi , sağdan soldan Seedorf , en ileriden Pirlo.. Milan'ın oyuncuları bu vakitten sonra Karagümrük Huzurevi için yıldız adayları olabilir , o yüzden Boca'yı Milan'a nazaran daha dikkatli izledim bu maç. Banega ilk yarı sağlam top oynadı , Palacio gibi ama ikisi de 2.yarı sahada yoktu. Banega , Cesc'in bir iki gömlek altı gibi. Villarreal , Zaragoza gibi takımlarda iş yapar da Milan gibi bir kulüpte şansı yok. Rodrigo Palacio ise bir şeyleri kanıtlamıştır artık. Caniggia uçuk belki ama baya faydalı olacaktır. Sezon başında bu adam yerine Eduardo'yu tercih eden menajerimize selam ederim.. Pirlo da çok büyük topçu , çok.. Asıl olay ne Kaka'nın van Basten'le eşitlemesi , ne de Milan'ın enternasyonel kupalarda Boca'nın önüne geçmesiydi. Maldini kupa sayısını 26'ya çıkardı..
Paolo Maldini ile Carlo Ancelotti'nin 80'lerin sonunda takım arkadaşı olduğunu biliyor muydunuz?
Kıvanç
Koeman'a en çok uyan parça "Fincanı taştan oyarlar.." olsa gerek şu an için. Bu akşam da eski yavuklusu Barça bi selamını aldı şöyle yakından , geri döndü. 60.dakikada gelen 3.golde afakan basan taraftarlar sahayı terketti. Juan Soler , şimdi Canaydın'dan beter olmuştur. O da şimdi hazımsızlıktan yatar hastaneye bu takım yüzünden. Alt taraflara girmişken , bu Koeman her fotoğrafta helaya büyük abdestini yapmaya girmiş gibi çıkmıyor mu? ve bu adamda tam Kıvanç adında bir çocuğun havası ve tipi yok mu? Blog'uma uğrayan tüm Kıvanç'lardan özür dileyerek..
"Fincanı taştan oyarlar , canım , oyarlar..
Koeman'a da böyle.."
Yapma Bunu , Yapma Bunu..
Bizim medyanın kahrolası bir huyu var. Lejyoner dediğimiz insanları İzmir'den Van'a , Edirne'den Hatay'a kadar herkese sevimli göstermek için inanılmaz bir çaba içerisindeyiz ve belki buna harcanan eforu grafik tasarıma , daha kaliteli yazarlar yetiştirmeye adasak , her sabah elimize aldığımız 20 sayfalık gazetemsilerden daha büyük hazlar alabileceğiz. Neyse , başka bir şeyden bahsediyordum tabi. Mehmet Okur eğer o gece iyi bir performans gösterdiyse eğer , ertesi günkü başlık hazırdır: "Memo Jazz yaptı!" ya da tamamen sallıyorum şimdi , Nihat , Barcelona 1 tane taktıysa , en büyük punttan "Nihat Barçaladı!" gibi ilkokul iq'su gerektiren bir başlık görmemiz yüksek olasılık. Hayır , işin başlık kısmında değilim. Daha çok içerik ve pohpohlama kısmındayım. Yahu arkadaş , pasaportunda Türkiye yazan her oyuncu için bunu yapmak zorunda mısınız? Yaratılan hava şudur: Utah Jazz , o gece Mehmet Okur'un canı istediği için kazanmıştır , bizim çocuk olmasa işler vahim gider genelde. Ya da Middlesbrough o gün Tuncay sahada van Basten'imsi bir performans gösterdiği için gülerek ayrılmıştır stattan , gerisi yalan.. Uzar gider bu.. Yahu: Mehmet 1'e 5 mi maç yapıyor? Ya da Tuncay , Weah gibi cezasahasından topu sürüp mü golü yapıyor?.. Yapmayın bunu , yapmayın bunu..
Anlatmak istediğim buydu , dağılabilirsiniz şimdi..
Uyan Cogito , Sabah Oldu
Bugün aylardan sonra ilk defa iddaa denen boku oynadım. Tottenham yenerken herşey güzel , Newcastle kalaylarken şukela , Middlesbrough tokatlarken şahane de Panathinaikos , Panionios'u ; Benfica , Belenenses'i ; Lyon da Nice'i nasıl yenemez arkadaş yahu? Aklım almıyor Mahmut abi , kim yapar bunu bana.. Demek ki neymiş; ileride bir gün bu blog aracılığıyla size kupon önerirsem ciddiye almıyorsunuz..
15 Aralık 2007 Cumartesi
Moggi'nin Gölgesi
Sütten ağzı yanan , yoğurdu üfleyerek yemiyor her zaman işte. Moggi'nin zamanında bıraktığı miras , iddialara göre devam ediyor-muş. Ekim 2006-Mart 2007 aralığını kapsıyormuş yeni telefon görüşmeleri. Şüpheliler arasında eski İtalya Hakemler Birliği başkanı Tullio Lanese ve eski Bologna başkanı Gazzoni Frascara'yı da kapsıyor. Klüp bazında ise Atalanta , Brescia , Lecce , Udinese ve Salernitana gibi isimler var.. Aslında liste uzuyor gidiyor da , gereksiz bilgi , tanımayız etmeyiz.. Şu İtalya da bizden vukuatlı millet oldu çıktı. Önce Catania-Palermo derbisi , sonra şike , Sandri ve şimdi de bu. Bu arada kum rengi paltolu herif Ferdi Atuner , sağındaki de Şifo Mehmet değilse şerefsizim.. Neyse , kokusu daha üstten çıkar bunun ileride , biz de yazarız elbet..
Söğüş İster Bu Gönül
İstanbul'a kapağı attım atalı bir söğüşçü göremedim daha. İzmir'deki iştahımı burada bulamıyorum. Daha düne kadar 9-10 öğün yiyen ben , sabah kahvaltısı , öğle yemeği yemez oldum. Yok mu şöyle güzelinden , hadi güzelini de geçtim , bir söğüşçü şu canına yandığımın metropolunde. Böyle bol beyinlisinden..
Gönderen
cogito
zaman:
17:33
0
yorum
Etiketler: ıvırmıdırzıvırmı
5 Metin Oktay = 13 YTL
Dün ne yazık ki Sivas maçındaydım. Ne yazık ki diyorum çünkü türk insanının 'açgözlülük' namına birçok yazılı olmayan vicdani kuralı nasıl rahat bir şekilde çiğneyebileceklerini tekrar gördüm. Orda burda şurda okumuşsunuz , duymuşsunuzdur. Yönetim bu temel atma ayağına 20 bin 'orjinale uygun hazırlanan' Metin Oktay forması basıp , maça gelen seyirciye bu formaları dağıtacaktı. Neyse.. Biz her zamanki gibi Sokak'ta demlendik , stada ise maçtan sadece 45 dakika önce girdik. Ulan baktık , forma namına bir bok yok. Sadece yerlerde GS Store torbaları.. Aynasızlara sorduk biçare , verdikleri cevap pek bir koydu be atam.. "Millet 3'er 5'er tane aldı , 15 dakikada tükendi zaten , kusura bakmayın".. 1 tane , bilemedin en fazla çocuğuna kıyaktan 2 tane alırsın da , 5 tane de nedir be? Sen eşe dosta kıyak yapacaksın diye ben niye çoluğuma çocuğuma alacağım formadan oluyorum? Bir de bu güruhla birlikte tezahürat yapmak zorunda kaldım ya , evlat acısından beter koydu..
"..Hepiniz Metin Oktay gibi oynayın çocuklar , yeter.."
siz önce metin oktay gibi olun..
14 Aralık 2007 Cuma
Haftasonu Futbol Yayın Akışı
20:00 Galatasaray - Sivasspor (lig tv)
15 Aralık Cumartesi
13.00 Karşıyaka - Kartalspor (d spor)
14.30 West Bromwich - Charlton (business channel)
16.30 H. Berlin - B. Münih (ntv)
17:00 Derby Country - Middlesbrough (fox tv)
18.10 O. Lyon - Nice (kanal a)
19:00 Trabzonspor - İ.B.Belediyespor (lig tv)
19.00 Catania - Udinese (24)
21.30 Lazio - Juventus (24)
23.00 Valencia - Barcelona (ntv)
16 Aralık Pazar
13.00 Boluspor - Eskişehirspor (d spor)
13.30 Ajax - PSV (business channel)
15:30 Liverpool - Manchester United (fox tv)
15:30 Gençlerbirliği - Fenerbahçe (lig tv)
16.00 Sampdoria - Fiorentina (e2)
16.00 Torino - Roma (24)
16.00 Inverness - Celtic (business channel)
18:00 Arsenal - Chelsea (fox tv)
18.00 Getafe - Villarreal (e2)
19:00 Beşiktaş - Ankaragücü (lig tv)
19.00 Strasbourg - Nancy (kanal a)
21.30 Cagliari - Juventus (24)
22.00 Real Madrid - Osasuna (ntv)
22.00 Bordeaux - Marsilya (kanal a)
Maskeli Balo
Görüntüler bir yılbaşı balosundan. John Terry aklınca Mr.Incredible olmaya çalışmış. Claudio Pizarro ise "abi beni sevin" havasında , takım arkadaşları henüz ona ısınmamış olsa gerek , binbir türlü şebeklik. Lampard'a geçmeden önce dünyalar çirkini sevgilisine dönmek istiyorum. Yahu birader koca Ada'da başka hatun mu bulamadın? Surat desen simetrik değil , omuzlar vasat , ağız desen her an balgam atcak gibi duruyor. Olmadı Frank , olmadı. Kıyafetin götüm gibi zaten , çok homomsu. Buna birkaç tokat atmışlardır partide. Allah hepsine akıl fikir versin diyor ve gecenin yıldızına geçiyorum..
Evet.. O bir fenomen.. Maskeli baloya kazak ve pantolonla gelen bir fenomen..
13 Aralık 2007 Perşembe
Rinus Michels
Bizim memlekette televizyon sektöründe çalışanlar pek tanımadı bu adamı. Elin kameramanları inatla görüntüyü ona sabitlerdi , bizim spikerden ses gelmezdi. Ne zaman Jessica Alba'lara , İlhan'ın karısı Nina'lara gelir kamera bizim spikerler başlar "Saha'nın 18 kardeşi var" tarzı ablamızın hayat hikayesini anlatmaya. Halbuki kabak gibi De Generaal işte , yüzyılın antrenörü. Utrecht'te bir butikçiye sor , o bile tanır bu adamı. Total futbolu yaratan adam denir , rivayete göre daha önce macarlar tarafından bulunmuştur. Hollanda çok ekmek yedi bu herif sayesinde. Kankası da üst rütbe; Johan Cruyff. Ancelotti'ler Terim'ler halt yesin , karizma adamdı merhum. Toprağı bol olsun , bize de geriye bu dvd kalsın..
5 Tutuklu , 7 Yaralı
Roma rövanş rövanş diye kıvrandı , babayı aldı. 7-1 için ne şekil bir hırs yapılır , onu da tam çözemedim. Roma 5-0 yenerse taraftar rahatlar mı? Yoksa illa 7-0 yenince mi ebedi huzura ulaşılır? Anlaşılan o ki maç öncesi , maç sırasına göre daha hareketli geçmiş. Bilanço orta direk; 5 tutuklu , 7 yaralı.. Dip notu da düşeyim , olaya karışanların çoğu İngiliz..
12 Aralık 2007 Çarşamba
Gel Rossoneri Gel
Eski Kıtalararası Şampiyona , yeni Klüpler Dünya Kupası'nda bugün yarı finalin ilk maçı oynandı. Beklenen oldu; Boca: 1-0 :Etoile. Asist Palacio , gol Cardozo'dan. İkisi de Avrupa'nın gözdesi. Özellikle Cardozo atar kendini biryerlere , Palacio'ya ise millet daha bir soğuk bakıyor , Arjantinli ve forvet oluşundan ötürü. Bir diğer gözde David Banega ise yerlerde sürünmüş , hata üstüne hata yapmış. Milan istiyordu bu adamı , olası bir finalde al sana kendini gösterme şansı işte. Yarı finalin diğer ayağında Milan yarın Kore ekibi Urawa Red Diamonds'la karşılaşacak. Şenol Güneş izlesin plazmasından..
Nereo Rocco
Nereo Rocco , Çizme tarihinin en yetenekli , en sert , en "baba" figürlü teknik direktörlerinden biri. 50'li yıllarda Padova'nın başındayken geleneksel Catenaccio anlayışını "libero" ile birleştirip takımının İtalya'yı kasıp kavurmasına ön ayak oluyor. Sıradaki takımı daha sonraları 2 kez daha başına geçeceği Milan oluyor. 1960'lar boyunca takım onun oturttuğu sistem yolunda ilerliyor ve birçok başarı kazanıyor , Milan'ın tarihinde ilk kez kazandığı Şampiyon Kulüpler Kupası da buna dahil ('69 senesinde kupa tekrar kalkıyor Rocco yönetiminde). Aralarda Torino ve Fiorentina'yı çalıştırdıktan sonra '74 senesinde antrenörlüğü bırakıyor ve Milan'a bir başka efsane menajer Nils Liedholm'un asistanı olarak geri dönüyor. 1979 senesinde 66 yaşındayken hayata gözlerini yuman Rocco geride birçok scudetto , İtalya Kupası ve Avrupa zaferi bırakıyor. Rocco , Milan'ın Milan olmasındaki en büyük dönüm noktasıdır; kazandırdığı başarılar , getirdiği anlayış ve İtalya'nın dört bir yanına perçinlediği 1-4-4-1 sistemiyle. Yukarıdaki fotoğraf; Rocco , her zamanki ceketi ve kafasından çok az çıkardığı şapkasıyla , solunda sağ kolu ve kaptanı Cesare Maldini ile San Siro'ya girerken..
Kışı Göremeyenler
Frederic Hanz , bu sezon Ligue 1'da kovulan 3. çalıştırıcı oldu. Diğerleri kendini Lens'da mundar eden Guy Roux ve Marsilya'dan Albert Emon idi. Hanz , geçen sene Sochaux'ya rüya gibi bir 9 ay geçirten Alain Perrin'in mirasını iyi kullanamadı ve üstüste alınan 3 yenilgi sonrası "takımı 2 tur koştur sonra ziktir git" dediler hemşeriye. İtalya'da ise şu ana kadar bu rakam 6'yı bulmuş durumda.Marco Giampolo (Cagliari) , Luigi Cagni (Empoli) , Fernando Orsi (Livorno) , Stefano Colantuono (Palermo) , Massimo Ficcadenti (Reggina) , Andrea Mandorlini (Siena) tekmeyi yiyen isimler. İngiltere'de ise durum İtalya'dan farksız. Wigan , Bolton , Chelsea , Birmingham , Tottenham , Derby sezon başından beri menajerlerini değiştiren takımlar. Bizde ise Kasımpaşa tek başına "duble" dese de , bu rakam toplamda 10'u bulmuş. İnsanın piiz eşliğinde Erkin babadan "Fesupanallah" söyleyesi geliyor ama.. Noluyo lan?!
Defans Lan Defans!
"'Ego'ya Bir Kala" deyip , sonrasında kaba etlerimizi tutmuştuk. Jose "yok hacı" dedi , cenabetliğim bir kere daha tescillendi. Sıradaki aday Capello. Yine aynı şeyleri diyeceğim. Capello görevi , görev de onu istiyor. Wenger , "kardeşi tanırım , iyi çocuk" demiş , Sir de "turkish delight" tarzı laflar etmiş. Bavulunu topladı geliyor , diyorlar , sanırım bu sefer olacak. Bu söylediklerim Capello'nun o koltuğa geçmesi yolunda engel olur mu bilemem. Bu böyle giderse , o koltuğa Erdoğan Arıca oturur , bunu bilirim..
Le Torr de France
X-Men
Futbol dışı bir haber koyayım. Yukarıdaki kız 11 yaşında , Ren Xin. Sırtından böyle 3.kolumsu bir şekil çıkmış. Bu tarz pornografik fotoğraflar yayınlamayı istemem ama durum çok ilginç; o sırtından çıkan şey gelişememiş yapışık ikiziymiş.Az önce börek yemiştim yağlı yağlı , üstüne de sigara niyetine bunu görünce..off , midem bulandı be..
11 Aralık 2007 Salı
Carlo Mazzone
Carlo Mazzone.. 1968 yılında Ascoli teknik direktörü olarak başladığı kariyerinde son olarak geçen sezon Livorno'yu çalıştırmış bir ahbap. Serie A'da menajer olarak en çok maça çıkma rekorunu elinde bulunduruyor , geçtiğimiz sezon 50'li 60'lı yılların efsane antrenörü Rocco'yu geçmişti. Rocco'ya da bir post gerekir ileride elbet ancak konu başka şimdi. Mazzone'nin başı bu aralar dertte. Gazzetta'nın bugünkü haberine göre , Mazzone , 1987 yılında vefat eden eski Viola futbolcusu Bruno Beatrice'in cinayet soruşturmasında birinci dereceden şüpheliler arasına girmiş. Bruno Beatrice , o dönem Mazzone'nin çalıştırdığı Fiorentina'da kasık acıları çekiyor. Uygulanan tedavi tutmuyor ve Beatrice birkaç sene sonra hayata gözlerini yumuyor. Suçlandığı bölüm de burası dayımızın , işin tedavi kısmı. Mazzone , "ben teknik direktörüm , hekimlerin işine karışmam" dese de kimselere inandıramamış. Diğer bir dayanak noktası da Signorini ve Lombardi gibi yine aynı dönem Viola oyuncularının da esrarengiz biçimde öbür dünyayı boylaması. Allah kolaylık versin Carlo dede..
Zep Can Still Rock!
İngiliz basını , Led Zeppelin'in 19 sene sonra sahneye geri dönüşünü yukarıdaki başlıktan verdi. Müthiş diyorlar. Bu babalar varken nasıl olmaz ki! O2 arenayı sallamışlar , muhakkak bir yerlerden bulup izlemek , saklamak , kimselere göstermemek , üstüne de gidip soğuk su içmek lazım. Son bir bilgi; konserin ana teması geçen sene bu vakitlerde vefat eden Atlantic Records'un sahibi güzel insan Ahmet Ertegün'ü anmak. O Ertegün ki , Stones'u çıkartan , sakalları çıkmamış Ray Charles'a vakti zamanında yol gösteren..
Rivaldo
Vitor Borba Ferreira , bildiğimiz adıyla Rivaldo.. Sağlıksız ve yetersiz beslenmeden doğan Genu Varum hastalığına küçücük yaşta kapılan , bu bacaklarla futbol oynayamaz denilen , sevilen , nefret edilen , tapılan , dışlanan bir futbol emekçisi o. Şimdilerde 35 yaşında , AEK'da top koşturuyor ve insan (bu ben oluyorum sanırım) düşünmeden edemiyor. Milan'dan ayrıldığı sene , şimdilerde Lincoln'e saçılan paranın yarısı verilerek bu topraklara getirilseydi , Hagi'den sonra gri renge bürünen ligimizde , gösterseydi gökkuşağının bütün renklerini yeniden , kafamıza vura vura.. Hagi için dedikleri gibi deselerdi Rivaldo'ya , "sahada göreviniz ona yardım etmek" diye.. O da verseydi cevabını finalde attığı bir rövaşata golüyle , Valencia'ya attığı gibi.. Kaldırsaydı altın kupayı , sokaklara dökseydi bizi..
Amauri vs. Fiorentina
Amauri'nin geçen hafta Fiorentina karşısında yaptığı müthiş asist. Son 2-3 sezonun en iyisi nazarımda..
Johan Elmander
Onu geçen sezonki Toulouse hikayesinden tanıyoruz. 188 cm'lik İsveçli. Sezon başında çok istemişti Sir Alex , 15 milyon pound'da kaldı en son , fransızlar ı-ıh dedi. Elmande papaz oldu mor beyazlılarla. Çok sular akmadı köprünün altından , İsveçli sezona bomba gibi girdi. O şimdi , Ağustos'ta transfer tekliflerinin havada uçuştuğu zamandan bile daha formda. Koca Ligue 1'da en çok tuttuğum oyuncu. Haziran'ı görür , Temmuz'u görmez diyorum. Tamamen sallıyorum şimdi , Chelsea kapar..
































































